Ağız Kokusundan Kurtulmanın Yolları

Ağız kokusu veya kötü nefes sorunu yüzyıllardır insanoğlunun vebası gibi bir şeydir. İnsanlar, ağız kokusunu giderebilmek için eski yunanlılardan bu yana gelmiş olan ardıç tohumu ve kökü, selvi ağacı yaprağı ve biberiye yaprağı, tarçın, adaçayı gibi maddeleri gargara yaparak kullandılar. Ayrıca beyaz şarap, anason tohumu ve mürdüm eriği suyunu, ağızlarını durulamak için sık sık kullandılar.

Hala daha dünya genelinde kalıcı ve tümden çözüm bulunamamış olan bu sorundan kurtulmak için rutin şeklinde kullanılabilecek bazı ev ilaçları bulunmaktadır. Bunlar çoğu insan tarafından sık sık kullanılmaktadır. Bu çözümler için gereken malzemeler, malzemelerin hazırlanışı ve hazırlanana ilacın uygulanışı hakkında tüm detayları sizinle paylaşacağız.

Belki arkadaşlarınız ağız kokunuzdan rahatsız olsa da size bir şey söyleyemeyebilir. Belki bu durum onlarla aranızı bozmayabilir. Ama örneğin bir iş görüşmesine gittiğinizde konuşma sırasında karşı tarafın bu kokuya maruz kalması sizin için vahim bir durum oluşturabilir. Gözlerinde kalacak kötü bir intibah sizin işi alamamanıza bile yol açabilir.

Ağız kokusu birçok nedenden oluşabilir. Bu kokunun farklı şekillerde oluşumu da mevcuttur. Çoğu zaman kötü nefes, fırçalanmamış dişler veya çalkalanmamış ağızlarda oluşur. Dişlerinizin etrafını kaplayan diş plakları adeta bakteri yuvalarıdır. Yediğiniz yemeklerin artıkları bu plakların aralarında kalarak kısa sürede bakteri üretimine başlar. Bu durumda biriken bakteriler diş plaklarına zarar verirken aynı zamanda pis bir koku oluşumuna neden olur. Bu yüzden de ağız kokuları oluşur.

Kalıcı ağız kokusu, teşhis edilmemiş çürük veya periodontal (diş eti) hastalıklar gibi tedavi edilebilir ağız sorunları nedeniyle olabilir. Bazen kırık diş dolgusu, yiyecek parçacıklarının saklanması için oldukça ideal yerlerdir. Bu yüzden böyle durumlarda lütfen diş doktorunuza başvurun. Devam eden ağız kokusunun bazı başka nedenleri (örneğin, bir sinüs veya akciğer enfeksiyonu) olabilir. Solunum yolu veya gastrointestinal sistem ya da sistemik (vücut genelinde) iltihaplanma veya tahriş olma gibi durumlardan da kaynaklanabilmektedir. Örneğin diyabet, nefesinize hoş olmayan bir koku verebilir.

Tabii ki, yediğiniz besinlerin kokuları da geçici olarak ağız kokusu yaratabilir. Sarımsak, soğan ve alkol gibi gıdaların güçlü kokuları ağza yerleşir. Ağza yerleşmenin yanı sıra kana da karışarak terleme sırasında vücuttan atılabilir ve kötü kokmanızı sağlayabilir. Nefesinizde ekşi ve acımtırak bir koku oluşmasının bu nedenleri geçicidir.

Ağız kokusu için ev tedavileri

Kötü nefese sahip olmamak için evde uygulamanız gereken bazı yöntemler vardır.

Şimdi sizinle o yöntemleri paylaşacağız:

  • Ağzını temiz tutun. Günde en az iki kez dişlerinizi iyice fırçalayın ve her gün diş ipi kullanın. Gıdaların kalıntılarından üreyen bakteriler dişler arasında sıkışmış bir şekilde kalır ve buradan en iyi diş ipi ile temizlenebilir. Eğer o bakterilerin yok olması sağlanmazsa, ağzınızın kokusu güzel olmayacaktır. Periodontal hastalıklar kronik olarak kötü nefese neden olabilir.
  • Dilinizi çok temiz tutmalısınız. Dilinizin üzerinde de birçok bakteri birikmektedir. Bazı bakteriler çok dayanıklı ve yapışkan olabildiği için dil üzerinde sıkıca kendini tutabilir. Bu bakteri su ve yemekle yok aşınmaz. Bu bakterilerden kurtulmak için dil temizleyicilerini kullanmanız en rahat ve etkili çözüm olacaktır.
  • Protez dişler. Protez dişler takıyorsanız (daha çok yetişkinlere bir uyarıdır) mutlaka akşam yatmadan önce takma dişlerinizi çıkararak sterilize edilmiş suyun için koymalısınız.
  • Islak ağız. Ağız kuruluğu, kötü kokulu nefese neden olabilir. Tükürük ağzı temizlemeye yardımcı olur. Dişleri plakları üzerindeki yiyecek parçacıklarının yıkar ve doğal antibakteriyel eylem gerçekleştirir. (Azalan tükürük akışı, sabah uyandığınızda nefesin kokuyor olmasının nedenini açıklar.).
  • Stres olmamalı. Stres birçok kötü etki taşır. Kaygı ve korkuya bağlı olan stres enzimlerin çalışmasını durdurabilir. Bu psikolojik etki beynin çalışmasını etkiler ve enzim üretimini azaltarak ağızda kurumaya neden olabilir. Bu kuruma ise koku oluşumunun kaynağı olur.
  • Güçlü kokuya sahip gıdalardan kaçının. Sarımsak ve soğan, diğer gıdalarla kıyaslandığında çok kuvvetli asidik bileşenlere sahiptir ve aynı zamanda koku yapar.
  • Koku geçici de olsa etraftakilere aşırı rahatsızlık verebilir. Kana karışan bileşenleri terleme yolu ile de atılır ve böylece çevreye kötü bir koku yaymaya başlarsınız.
  • Absorbesi zor besinler. Absorbesi zor olan balık, deniz yosunu ve diğer deniz ürünleri, diş aralarında kaldıktan bir süre sonra fosfor ve A vitamininin dayanma seviyesinin düşüklüğü nedeniyle koku yapar. Bu koku gerçekten mide bulandıran dehşet bir kokudur.

Ağız kokusu için doğal ilaçlar

Bu konudan muzdaripseniz ve ağız kokumu geçiremiyorum diyorsanız, yazının devamında sizinle paylaşacağımız yöntemleri kullanmanızı tavsiye ederiz. Bu yazıda mutlaka işinize yarayan bir çözüm bulabileceksiniz.

  • Kabartma tozu. Kabartma tozu, dişlerinizi temiz tutabilmeniz ve taze bir nefes alabilmeniz için harika bir yoldur. Daha taze bir nefes için avucunuza biraz kabartma tozu serpin ve ardından nemli bir diş fırçasını kabartma tozuna batırarak iyice fırçaya bulaşmasını sağlayın. Ardından bu fırça ile çok bastırmadan dişlerinizi fırçalayın. Hatta mümkünse, yani mideniz kalkmazsa, dilinizi de fırçalamanız çok daha etkili sonuç almanızı sağlayacaktır. Günde iki kez bunu uygulayabilirsiniz.
  • Su. Su ağız kokusunu önlemek için önemlidir. Yemeklerden sonra ağzınızda mutlaka gıda parçacıkları kalmaktadır. Bunların büyük bir kısmını temizlemek için suyu kullanmalısınız. Suyu ağzınıza alarak 20 saniye kadar çalkalamanız ve arkasından tükürmeniz yeterlidir. Bunu yemek yedikten sonra 3 kere arka arkaya yapmanız yemek artıklarının çok büyük bir kısmının ağzınızdan gitmesini sağlayacaktır. Su ile güçlü bir çalkalama diş plakları arasına sıkışan yemek parçalarını bile yerinden söküp çıkarabilir.
  • Taze sebze. Taze sebzeler (başlıca havuç ve kereviz gibi) plaklardaki kirlenmeye karşı etkili bir mücadele verir ve nefesinizin kokusunu güzel kılar.
  • Peynir. Peynir, plak ve ağız kokusuyla savaşır. Bir süt ürünü olan peynirin içindeki bileşenler, diş plaklarının üstündeki ve aralarındaki yemek kalıntılarını adeta silip süpürebilir ve aynı zamanda ağız kokusuna neden olan bakterileri de yok eder. Bu nedenle sık sık peynir tüketmeye özen gösterin. Az yağlı peynir tüketmenizi tavsiye ederiz.
  • Aromatik baharatlar. Aromatik baharatlar dediğimiz grup, tohumları çiğnenerek kullanılabilen karanfil, kakule gibi otlardan oluşabileceği gibi yemeklerde de kullanılabilen rezene gibi Güney Asya ve Orta Doğu yaygınlaşmış otları da içinde barındırır. Yemekte kullanılan baharat tohumları da, çiğnenen baharat tohumları da kötü nefesi engellemeye yardımcı olabilir. Bunu içinde bulundurdukları antimikrobiyal özellikleri sayesinde sağlarlar.

Ağız kokusu çok eski zamanlardan bu yana insanlığın bir sorunu haline gelmiştir.Kesin ve kalıcı bir çözümü olmasa da yazımızda okuduğunuz yöntemlerden birini ya da birkaçını rutin bir şekilde kullanmanız durumunda bu sorundan kolayca kurtulabilirsiniz. Dişlerinize iyi bakın. İyi bakmadığınız sürece çürüyebilirler ve onları kaybedebilirsiniz. Tabii ki yerine protez dişler ya da implant dişler takılabilir. Dişsiz kalmazsınız fakat hiçbir yapay diş kendi dişiniz gibi olmaz. Geri dönüşü olmayan bir yola girmek istemiyorsanız dişlerinizi yumuşak ve kaliteli fırçalarla (yani yıpratmadan) her gün en 2 en çok 4 kez fırçalayınız.

Diş Ağrısı Nasıl Geçer?

Diş ağrısının nedeni olabilecek çok sayıda diş veya diş eti  hastalıkları ile bir takım sağlık sorunları mevcuttur.

Diş ağrısına neden olabilecek diş ve diş eti sorunları şu şekilde sıralanabilir:
– Diş çatlağı
– Diş kırığı
– Diş çürüğü
– Diş apsesi
– Diş enfeksiyonu

Bunlar dışında ağzını açıp kapamakta zorlanmanıza neden olabilecek eklem sorunları ise şu şekilde sıralanabilir:

– Gingivit
– Periodontit
– Temporomandibuler

Birden fazla diş ağrısı farklı faktörler nedeniyle aynı anda ortaya çıkabilir. Bu durumun önüne geçmek için tıbbi yöntemlerin yanı sıra bazı bitkisel çözümler diş ağrısı tedavisinde kullanılabilir. Bitkisel çözümler kimyasal tedavilerden daha sağlıklıdır. Ancak yine de bu bitkisel çözümler kullanılmadan önce mutlaka diş doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Çünkü bazı bitkisel tedavilerin diş ve diş eti yapınıza ters düşen yan etkileri olabilir. Doktorunuza danışmadan uygulayacağınız bitkisel tedaviler dişlerinizin daha kötü bir duruma düşmesine neden olabilir.

Diş sorunları

Kişilerin karşılaştığı diş sorunları şu şekilde sıralanabilir:

– Diş çürüğü
– Pulpitis
– Periapical apse
– Gömülü dişler

Kırık dişler şiddetli diş ağrılarına sebep olmaktadır. Dişlerde oluşan kırıklar köklere kadar ulaştığı için ağrıya neden olmaktadır. Dişlerin köklerinde sinir uçları bulunmaktadır. Kırıldığında diş köklerine kadar görülen zarar köklere kadar az da olsa hava girmesini sağlar. Bu giren hava sinir uçlarına da temas eder ve bu da bizim acı çekmemize neden olur.
Diş kırıkları ve diğer diş sorunlarının en çok görülme nedeni bozuk ağız yapısıdır. Bebekken oyuncak kemirme ya da doğuştan güçsüz diş minelerine sahip olma gibi bazı koşullar nedeni ile dişler düzenli olmayan bir yapıda gelişim gösterebilir. Bu düzensizlik, dişlerin birbirlerini iteleyerek kalıcı düzenini almasına kadar devam eder. Alt ve üst çenedeki dişlerin hizaları birbirlerine uyumlu olmadığında çiğneme ve konuşma gibi ağız hareketleri sırasındaki diş sürtünmeleri nedeniyle diş sorunları oluşabilir.

Diş sağlığı bitkilerin kullanımı

Diş ağrısına iyi gelen bitkiler eski zamanlarda ilk olarak diş temizliği için kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonrasında dişlerdeki etkisi göz önüne alınarak diş çürümesinin ve diğer diş sorunlarının belirtilerinin önüne geçmek için kullanılmaya başlanmıştır. Bu otlar daha çok anti-bakteriyel ve antifungal özellikler içermektedir. Bu özellikleri ile diş çürüğüne ya da tartarına neden olan bakteri ve mikropları ortadan kaldırırlar. Diş doktorlarının da kullandığı tıbbi ilaçlarının tamamı tarihten bugüne kullanılan otların özlerinden ve laboratuar ortamlarında elde edilen bileşenleri ile yapılmaktadır.

Gümüşdüğme Bitkisi

Gümüşdüğme, tarihsel olarak diş ağrılarının tedavisinde kullanılan bitkisel bir ilaçtır. Bu bitki, ağrı giderici, sinir yatıştırıcı ve uyutucu özelliklere sahip uyku hali yaratan bir bitkidir. Bu bitkinin tüm özellikleri en ayrıntılı ve doğru bir şekilde “Bitki Tedavi Kılavuzu” adlı kitabın yazarı olan bitki uzmanı Ed Smith tarafından kaleme alınmıştır. Tıbbi adı Piscidia erythrina olan bu Jamaika kızılcık otu, diş ağrıları, eklem ağrıları ve siyatik siniri ağrıları gibi vücutta oluşabilecek ağrıların tedavilerinde kullanılabilmektedir. Ancak bu bitkinin içerisindeki kuvvetli yatıştırıcı bileşikler yaş fark etmeksizin tüm insanlarda doğru dozda kullanılmalıdır. Doğru dozda kullanılmadığı sürece ciddi hastalıklara ve sorunlara yol açabilir. Bu yüzden Jamaika kızılcık otunu kullanmadan önce mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Uyarı

Diş ağrıları günlük hayatınızda yapmak istediğiniz ve yaptığınız şeyleri engelleyebilir. Bu da yaşam kalitenizin düşmesi anlamına gelmektedir. Bunu engellemek için tabii ki otlar ve başka yatıştırıcılar kullanılabilir. Ancak bu otların birçok yan etkisi bulunmaktadır. Bu yan etkiler ciddi tehlikeler içermektedir. Otların neden olduğu yan etkileri engellemek için ve doğru dozda kullanılması için mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.
Diş ağrıları ve şişmiş diş eti herhangi bir fizyolojik duruma bağlı değildir. Bu sorunlar ne yaşa ne de cinsiyet bağlı olarak gelişmektedir.

Diş eti şişmesi şu nedenlerle oluşabilir:

– Kırık diş gibi
– Çeşitli ağız yaralanmaları
– Dişeti iltihabı
– Dişlerin kötü bakımı
– Dişlere zarar veren gıdalar

Bu durum gülümseme, yemek yeme, nefes alma ve hatta konuşma durumlarında bile zorluklar çıkarabilir ve yaşantımızı etkileyebilir. Tedavisi için ve belirtilerini hafifletmek için bir takım önlemler almak önemlidir.

Tahriş edici durumlardan kaçının

Uzmanların yaptığı araştırmalara göre bazı reçetesiz ve onaysız gargaralar ve diş macunları, diş ve diş eti tahrişine neden olabilir. Alkol ya da diğer tahriş edici maddelerin içinde bulunduğu diş araç gereçlerine karşı duyarlı olunarak markası bilinen ve doktorlar tarafından onaylanan diş macunu ve gargaraların kullanılması gerekmektedir. Buna ek olarak, tütün ürünleri de diş etlerini rahatsız edebilir. Diş etlerini rahatlatabilmek için çeşitli nikotin replasman ürünleri, ilaçlar ve yardımcı olacak besinlerle nikotin bağımlılığı kırmak işe yarayacaktır.

Diş ağrısı ve diş eti iltihaplanmasından kurtulmanın yolları şu şekilde sıralanabilir:

– Viski

Viski alkollü içecekler arasında en çok uyuşturucu etkiye sahip olanıdır. Bu yüzden diş ağrısı ve diş eti iltihaplanmasına karşı kullanılması belirtilerin yok olmasını ve rahatlamayı sağlayacaktır. Viskiden tüm ağzınızı dolduracak kadar bir yudum alarak bu yudumu 3 dakika kadar ağzınızda tuttuktan sonra tükürmeniz gerekmektedir. Bu şekilde ağrıyan diş ya da iltihaplanan diş uyuşur ve durumun belirtileri yok olur.

– Diş ipi

Dişlerinizin arasında sıkışan gıda parçacıkları bazen diş ve diş eti ağrısı neden olabilir. Bu durumdan kurtulmanız için, yani sıkışan gıda parçalarını çıkarmanız için yapabileceğiniz en doğru yöntem diş ipi kullanmaktır. Tüm uzmanlar diş ipi kullanımını önermektedir.

– El masajı

Ellerinizi bir buz küpü ile soğutarak masaj yapmanız faydalı olacaktır. Diş doktorlarının önerdiği masaj şekli; işaret parmağı ile baş parmağın birleştiği bölgeyi çenenizi ucuna yaslayarak işaret ve baş parmakları alt çene kemiğine yaslamanız ile yapılan masajdır. Bu masajı çok bastıramadan, alt çene kemiği üzerindeki deriyi ileri geri oynatarak yapmanız gerekmektedir. Eliniz normal sıcaklığa döndüğünde tekrar soğutarak devam etmelisiniz. Bu işlemi ağrınız dinene kadar uygulayabilirsiniz.

– Ağrı kesici ilaç

Ağrı ve iltihaplanma nedeni ile şişmiş diş etlerinde ve diş ağrılarında belirtilerin geçmesi ve rahatlatmanız için ibuprofen içeren ağrı kesicilerin kullanılması faydalı olacaktır. Bunlar dışında aspirin veya Parasetamol (asetaminofen) yutmanız da işe yarayacaktır. Bu ilaçları kullanırken, prospektüslerinde yazan doz kadar alarak paket yönergeleri izlemeniz şarttır.
Uyarı: Aspirin kullanımı tehlike içermektedir. Özellikle ergenlik çağını bitirmemiş kişilerde kullanılması hayati risklere yol açabilir. Aspirinde bulunan bir madde ergenliğini bitirmemiş çocuklarda reye adında bir sendroma neden olabilir. Bu yüzden ergenliği bitmemiş çocuklarda asla aspirin kullanılmamalıdır. Diş doktorlarından genellikle korkulur. Ancak bu fobi yenilmeli ve dişler rutin olarak diş doktoruna kontrol ettirilmelidir. Ağız sağlığı çok önemlidir ve bu sağlığın bozulmaması için dişlerin mutlaka sağlıklı olması gerekmektedir.

Egzama Nasıl Geçer

Egzama bir deri hastalığıdır. Cilt üzerinde oluşan yaralar şeklinde kendini gösteren egzama hastalığı son derece ciddi bir hastalıktır.

Egzama belirtileri

Ellerde oluşan egzamanın görünümü şiddetine bağlı olarak fiziksel olarak değişiklik gösterebilir. 2 yaşından küçük bir çocuğun elindeki egzama, içi sıvı dolu diken ve baloncuklar şeklindeki yaralar oluşması haliyle gözlemlenebilir. İltihaplı, kırmızı ve kaşıntılı yaralar bir hayli acı hissedilmesine neden olacaktır. Eğer tıbbi olarak müdahale edilmez ise bazı yaraların mevcut yerlerinde yaraların iyileşmesinin ardından kahverengi lekeler kalabilir. Bunun yanı sıra kaşıntılı bölgelerin tırnaklar ile aşırı tırmalamasının sonucu olarak deride kalınlaşma gözlemlenebilir. Tırmalama egzamanın şiddetini arttırır. Zaman geçtikçe tedavi uygulanması ile birlikte egzama yaraları ve döküntülerinin pul pul dökülmesi beklenir.

Egzama neden olur?

Egzamanın oluşum evresi ve bu evrenin oluşum nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak neden olduğu bilinmese de bu deri hastalığı astım hastalığı ve saman nezlesine sahip olan çocuklarda diğer çocuklara nazaran çok daha sık görülmektedir. Tetikleyici hastalıklara dışında aynı zamanda çocuğun ailesindeki üyelerin daha önce egzama hastalığına yakalanıp yakalanmadığı kontrol edilerek genetik faktörler araştırılır.

Bunların dışındaki egzama nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

– Aşırı sıcaklık
– Su
– Sabun
– Kuru hava
– Hayvan tüyü
– Yün gibi kaba malzemeler
– Stres

Kuru cilt, egzama belirtileri arasında en sık görülenidir.

Egzamaya doğal çözüm

Egzamanın oluşmasına neden olabilecek inflamasyonlara karşı önlem alabilmek için uygulanabilecek bazı adımlar vardır.

Bu önlemler şu şekilde sıralanabilir:

– Yumuşatıcı özelliği olan kokusuz şampuan ve çamaşır deterjanı kullanmak
– Hava alan giysiler giymek
– Elleri günde en az 3 kez yıkamak
– Her gün en az 1 kere duş almak

Genel olarak egzamanın nedeni sıkıntı ve strese bağlansa da birçok etken egzama oluşmasına uygun ortamı hazırlamaktadır.

Egzama kaşıntısı nasıl geçirilir?

1. Adım

Egzamayı tetikleyebilecek gıdalardan kaçınmak gerekmektedir. Bazı gıdalar vücuda sağladıkları yoğun enerji nedeniyle yağ üretimine neden olur. Ani yağ üretimleri sırasında deri altında biriken yağ tabakaları canlı olan deri tabakasına zarar verir. Bu da deride yara oluşumunu sağlar.

Egzamaya genellikle neden olan maddeler şu şekilde sıralanabilir:
– Süt
– Soya
– Fındık
– Deniz ürünleri
– Buğday ürünleri

Ancak etken olan madde bireyler arasında değişiklik gösterir. Elbise derinin nefes almasını sağlayacak maddeden yapılması gerekmektedir. Pamuk, yün gibi hava geçirmeyene malzemelerden kaçınmalı ve doğal kumaşlar kullanarak vücut havasız bırakılmamalıdır.

2. Adım

Giyecek eşyalar kokulu olmayan ve eşyanın yumuşaklığında deformasyon oluşturmayacak deterjanlar ve yıkayıcılar ile yıkanmalıdır. Kokulu bulaşık deterjanları ile yıkanan ve yumuşaklıkları deforme olan giyecekler kişilerin cildini tahriş ederek egzama oluşumuna uygun ortam hazırlar.

3. Adım

Egzama hastalığı en çok bebeklerde gözlenir. Bu yüzden bebeğinizi günde en az bir kez ılık su ile yıkamanızda fayda vardır. Banyo, cildin nemlenmesini sağladığı için çok önemlidir. Bunun yanı sıra banyo yapmak egzama nedenlerinden biri olan kuruluğun oluşmasını engellemektedir.

4. Adım

Bebekler yıkanırken normal sabun kullanılmamalıdır. Vücudu hassas olan bebekler nemlendirici olan yumuşatılmış şampuanlar ile yıkanmalıdır. Normal sabunlar sertlikleri ile cildin tahriş olmasına neden olabilir. Cildin tahriş olması da egzama oluşmasına uygun ortam anlamına gelmektedir. Doktorlar egzama hastalarına nemlendirici ve yumuşaklık oranı çok yüksek olan özel bebek şampuanlarından vermektedir.

5. Adım

Kabartma tozu veya kolloidal yulaf ezmesini ılık bir banyoya karıştırarak bebeğinizi bu banyoda yıkayın. Bu karışım cildin temizlenirken bir yandan da hidratlaşmasına yardımcı olur. Eğer isterseniz banyoya çok az bebek yağı da ekleyebilirsiniz.

6. Adım

Sabun ve şampuan kalıntıları cildin aşırı derecede tahriş olmasına neden olmaktadır. Bu yüzden bebeklerin cildinin tahriş olmasını ve kurumasını engellemek için şampuan ve sabun kullanımının ardından iyice durulanmalıdırlar.

7. Adım

Banyodan kısa bir süre sonra bebeğinize bebek yağı ile masaj yapmanızda fayda vardır. Bebek yağları içerisinde mineral ve vitamin barındıran özel sıvılardır. Bebeklere bu sıvı ile masaj yapıldığında ciltleri bu yağı emer. Aynı zamanda bu özel yağ sayesinde cilt yumuşar ve egzama gibi cilt hastalıklarının tamamının oluşumu engellenir. Yumuşatıcı şampuanlarla banyo yapan kişilerin gözenekleri açılarak ciltleri hava alır. Bu şekilde cildin canlılığı ve yenilenme hızı artar. Bu da egzama oluşumunu imkânsız kılar.

8. Adım

İçinde bulunduğunuz ortamın sıcaklığını orta düzeylerde ve sabit tutmanız gerekmektedir. Çok sıcak ortamlar ya da çok hızlı sıcaklık değişikliklerin yaşandığı ortamlar egzama oluşumuna uygun ortam hazırlayarak hastalığı teşvik eder. Bu yüzden cildi hassas olan ve iklimi düzensiz olan bölgelerdeki insanlar klima kullanarak ev sıcaklıklarını ortalama bir değere sabitlemelidirler.

9. Adım

Bebeğinizin tahriş olan bölgeleri kaşımasını engellemeniz gerekmektedir. Bebeğiniz genellikle tahriş olan bölgeleri ya da cildin hassas bölgelerini kaşıma eğiliminde olabilir. Bu durum da egzama oluşumunu tetiklemektedir. Bu hastalığa engel olmak için bebeğinizin bu bölgelerini bir bez ya da havlu ile kapalı tutmanız gerekmektedir.

10. Adım

Nemlendirici makineler bebeklerin yatak odalarında kısa uyku sırasında da ve gece uykusu sırasında da çalıştırılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü bebeğin hassas cildinin kurumaması için bu adımı önermektedir. Atmosferik nem oranı düşük olduğunda ve havadaki nem oranı ısıyı arttırdığında kişinin cildi kuru kalır ve sonuç olarak egzama ve benzeri cilt hastalıkları için uygun ortam hazırlanmış olur. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu nemlendirici kullanmaktır.

Uyarılar

Her bebekte her yumuşatıcı ve nemlendirici krem yararlı olmaz. Bazı bebeklerin bazı kremlere ya da tüm kremlere karşı alerjisi olabilir. Bu yüzden bir krem kullanmadan önce bebeğin doktoruna mutlaka danışılması gerekmektedir.

Bir çocuk egzama hastalığından muzdarip ise doktoru tarafından köpük banyosu yapması söylenebilir. Köpük banyosu doktorun önerdiği bir banyo sıvısının banyoya ekleyerek köpürtülmesi ile yapılır. Bu banyo cildin sağlıklı bir şekilde yumuşamasını sağlar.
Bunların dışında evde kullanılması gereken bazı temizlik malzemeleri vardır

Bu malzemeler şu şekilde sıralanabilir:

– Kokusuz nemlendirici sabun
– Kokusuz deterjan
– Kabartma tozu veya Kolloidal yulaf ezmesi
– Yumuşatıcı
– Sargı bezi
– Nemlendirici

Egzama en çok çocuklarda görülen bir deri hastalığıdır. Vücudun çeşitli yerlerinde rastlanabilen bu hastalık en sık ellerde görülür. Bu yüzden eller her gün en az 3 kere sabunla yıkanmalıdır. Her hastalıkta olduğu gibi egzamada da erken teşhis çok önemlidir. Belirtilerin görülmesi halinde doktora başvurarak erken tanı sağlanmalıdır. Erken tanı ile çok fazla çekilmeden hastalığın önüne geçilebilir. Egzama için bitkisel çözümler kullanılsa da mutlaka doktor tedavisi gerektiği de unutulmamalıdır.

Mide Gribi Neden Olur

mide gribinin belirtileri

Mide gribi viral gastroenterit nedenler sonucunda oluşur. En sık görülen belirtileri ise sulu ishal, karın krampları, bazen ateş ve kusmadır. Ne yazık ki günümüzde mide gribinin hiçbir tedavisi yoktur. Ancak, bazı doğal çözümler ile mide gribi komplikasyonları önlenebilir.

Mide gribi belirtileri:

– Kusma

Mide gribine neden olan virüs bazı durumlarda kusmaya neden olabilir. Mide gribi için kullanılan reçeteli ve reçetesiz ilaçlar da kusma gibi yan etkiler yaratabilir. Amerikan Pediatri Akademisine göre bebekler ve küçük çocuklarda mide gribi durumlarında dikkatli olunmalıdır. Ani kusma atakları kontrol altına alınmalı ve boğulma ya da enfeksiyon gibi sorunlar engellenmelidir. Kusmanın ardından hastanın ağzı ve burnu sabunlu su ile yıkanmalı; küçük yudumlar ile sıvı alımı sağlanmalıdır. Eğer mide bulantısı varsa sıvı alımı yarım saat ya da 1 saat sonraya ertelenmelidir. Bazı gıdalar kusmayı artırabilir. Bu nedenle özellikle süt ve süt ürünleri, yağlı gıdalar, kafeinli içecekler, alkol ve nikotinden kesinlikle uzak durulması gerekiyor.

– Karın ağrısı

Mide gribi ve kusma belirtilerine ek olarak karın ağrıları da görülebilir. Hastalar ağrı için genellikle reçetesiz ilaçlar; asetaminofen veya ibuprofen gibi ilaçlar alırlar. Ağrı için doktor tarafından oral ve rektal başka ilaçlar da reçete edilebilir. Amerikan Akademisi aile hekimlerine (AAFP) göre tek bir noktada oluşan ya da geniş alanları etkileyen keskin ağrılar olduğunda, kusma sırasında kan gelmesi durumunda ve dışkıda kan görüldüğünde mutlaka hiç vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekmektedir.

– Ateş

Mide gribinde kusma ve ağrı ile birlikte görülen bir diğer belirti ateştir. Ateşi düşürmek için ılık banyo yapılabilir. Ya da hastanın yüzü, kolları, boynu ve göğsü bir kaba serin su konarak; temiz yıkama bezi veya banyo süngeri ile silinebilir.

– Hidrasyonu korumak

Mide gribi ve gelişen ishalle birlikte sıvı kaybı oluşur. Özellikle küçük çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı çok daha fazladır. Çok ciddi komplikasyonlara neden olan su kaybını önlemek için su ve sıvı tüketimi artırılmalıdır. Her gün en az 8 bardak su tüketimi ile birlikte et suları ve meyve suları tercih edilebilir. Ancak kafeinli içecekler; çay, kola ve kahve tüketimi durdurulmadır. Kafein mide bulantısının artmasına neden olabilir.

– Beslenme düzeni

Beslenme düzenine dikkat etmek mide gribinin çabuk geçmesini sağlarken aynı zamanda oluşmasını da engelleyebilir. Öncelikle C vitamini açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Özellikle portakal, karpuz, greyfurt, kavun, çilek, ahududu, yaban mersini, kızılcık ve ananas gibi meyveler önerilir. C vitamini açısından yüksek sebzeler ise brokoli, domates, brüksel lahanası, karnabahar, lahana, şalgam, ıspanak, kırmızı ve yeşilbiber, domates ve patatestir. Mide gribinin oluşumunu engelleyen bir diğer besin grubu E vitaminine sahip besinlerdir. E vitamini bağışıklık sistemine yardımcı olur ve antioksidanlar etki gösterir. E vitamini açısından zengin besinler arasında ise bitkisel yağlar, tam tahıllar ve tohumlar bulunmaktadır. Yetişkin kadın ve erkeklerin günlük olarak alması gereken E vitamini 15 miligramdır. Ayrıca sarımsak tüketimi de mide gribini engellemektedir. Çünkü sarımsak antibiyotik, antiviral ve anit-inflamatuar bir ajan olarak çalışır. Birçok sağlık sorunu için faydalı olan sarımsak soğuk algınlığı ve grip virüsleri ile savaşmasının yanı sıra mide gribine neden olan virüsleri de yok etmektedir. Sarımsak ham haliyle tüketilebilir ya da yoğun tadı önlemek için sarımsak takviyeleri alabilir. Ayrıca, balık veya bitkisel yağ tüketimi artırılarak omega-3 takviyesi de alınabilir.

Mide gribi kaç gün sürer?

Mide gribi genellikle 4 ila 5 gün sürer. Daha uzun süren durumlarda en kısa zamanda bir doktora danışılmalıdır.

Mide gribi bulaşıcı mıdır?

Mide gribinin bulaşıcılığı yoktu. Viral nedenler ile oluşur ve sindirim sistemine virüslerin girmesine bağlı olarak ortaya çıkar.

Mide gribi belirtileri görüldüğünde en kısa zamanda bir doktora gidilmelidir. Ayrıca doğal ve bitkisel çözümler de uygulanabilir.

Yanık Ağrısı Nasıl Geçer

Birinci derece yanıklar cildin daha çok üst tabakasına zarar verir. Cilt dokusunun zarar görmesi ile ağrı oluşabilir. Özellikle hafif yanıklar ve ağrılar için doğal çözümler uygulanabilir. Ancak yanık ciddi boyutlarda ve derinin alt tabakalarını da etkilemiş durumdaysa mutlaka bir doktora görünülmelidir.

Doğal tedavi için yanık dereceleri bilinmelidir. Çok ciddi yanıklarda mutlaka bir doktora gidilmelidir. Daha küçük yanıklarda ise evde doğal çözümler uygulanabilir.

Yanık ağrısı nasıl giderilir:

– Yanığa soğuk su

Soğuk su yanık oluşan alanın üzerine uygulandığında cildi serinletir ve ağrıyı azaltır. Soğuk su ya da buz uygulaması yaklaşık 5 ya da 10 dakika cilt üzerinde bekletilmelidir. Yanık bölge musluk suyu altında 10 dakika kadar da bekletilebilir.

– Yanık için aloe vera

Aloe vera bitkisi veya jeli ile yapılan kremler basit yanıklar üzerinde yatıştırıcı etki gösterirler. Acıyı hafifletirken yanık bölgenin hızlı iyileşmesini sağlarlar. Aloe veralı kremler yanık bölgeye günde 3 ya da 4 kez uygulanabilir.

– Yanık için ağrı kesici

İbuprofen, aspirin veya acetaminophen küçük yanıklardan kaynaklanan ağrıları azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle yanık tedavisinde kullanılabilir. Ancak 18 yaşın altındaki çocuklar için sadece aspirin kullanılması önerilir.

– Yanığa bitkisel çözüm

Yanık tedavisinde bazı bitkiler de kullanılmaktadır. Köri tozu, hardal ve zerdeçal yanık sonucu oluşan iltihabı azaltır ve ağrıyı giderir. Zencefil kapsülleri de kullanılabilir.

El yanıkları için ne yapılmalı?

El yanığı tedavisi yanığın şiddetine bağlıdır. Eğer belirtiler bazı küçük ağrılar ve tahriş olmuş cilde neden oluyor ise ev tedavileri işe yarayacaktır. Birinci derece yanıklar derinin üst tabakasını etkilerken ikinci derece yanıklar üst katmanla birlikte alt katmanların yanması anlamına gelir. Bu durumda daha şiddetli ağrılar oluşur. Üçüncü veya dördüncü derece yanık durumlarında ise mutlaka hemen acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Adım 1

Yanan el hemen soğuk su altında tutulmalıdır. Mümkünse bir kasenin içine buz ve soğuk su konulmalı ve el soğuk suyun içerisinde 30 dakika ya da daha uzun bir süre bekletilmelidir.

Adım 2

Aloe vera jel yanık sırasında oluşan tahrişi azaltmak için kullanılmaktadır. Hastanelerde tıbbi uygulama olarak da kullanılan aloe vera jel yanan bölgeyi ferahlatır ve cildi yatıştırır.

Adım 3

Yetişkinlerde günlük 75-90 mg, çocuklarda ise günlük 15-65 mg vitamin takviyesi alınabilir. Yetişkinlerde B kompleks takviyeleri, iyileşmeye katkı sağlamak amacı ile günde 100 mg kadar alınabilir. Ayrıca kullanılan 100 mg’lık çinko takviyeleri de iyileşme sürecinin kısalmasını sağlar. Ancak çinko takviyesinin çocuklarda kullanılması önerilmez. Çünkü ufak dozlarda kullanılması bile mide bulantısı gibi yan etkilere neden olabilir.

Adım 4

Aynısafa çiçeği yanık tedavisinde kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Aynısafa çiçeği içeren losyonlar yanık tedavisinde en sık kullanılan tedavi yöntemleri arasındadır. Bu bitki aktardan bulunabileceği gibi kozmetik mağazalarında yağ olarak da satılmaktadır.

Adım 5

E vitamini yağı yanık bölgeye yara hafifledikten sonra kullanılabilir. E vitamini cilt bakımında kullanılmasının yanı sıra cilt yenileyici özelliği ile el yanıklarında da kullanılmaktadır.

Uyarılar

Yanık tedavisinde bilinen bazı yöntemler cilde daha çok zarar vermektedir. Örneğin yanık üzerine tere yağ sürülmesi iyileşmenin aksine cildin tahriş olmasına neden olmaktadır. Bu bir yanık enfekte alanı tereyağı ovmak için hikâyeler. Bu tamamen önlemek sadece daha çok tahrişe neden olur. Cilt yanıkları sonrasında su toplaması oluşuyorsa bu kabarcıklar patlatılmalı ve tıbbi bir yardım alınmalıdır.

Yanık için ne yapmalı?

Yanık tedavisinde medikal ve doğal çözümlere ek olarak sıvı alımı da artırılmalıdır. Protein iyileşme sürecine katkıda bulunur. Bu nedenle bol bol yeşil yapraklı meyve ve sebzeler tüketilmelidir. Sıvı sprey formunda C vitamini ilaçları da kullanılabilir.

Göz Alerjisi Nasıl Geçer

Mevsimsel alerjiler ve diğer alerjiler gözlerde kızarıklık ve yaşarmaya neden olurken boğaz ağrısına da sebebiyet verebilir. Alerjik konjonktivitte göz kızarıklığına, şişlikler de eşlik ederken bu kişiye oldukça rahatsızlık vermektedir. Birçok durumda alerjenlerden uzak durmak belirtileri hafifletebilir. Ancak alerjiye bağlı boğaz ağrısı ve göz kızarıklıkları için doğal çözümler de uygulanabilir. Bu çözümler genellikle belirtileri hafifletmeye yardımcı olur.

Göz alerjisi için bitkisel çözüm önerileri:

– Alerjenlerden kaçınmak

Alerji belirtilerini hafifletmenin en iyi yolu alerjiye neden olan tetikleyicilerden kaçınmaktır. Örneğin polenlere karşı alerjik reaksiyon gösteriliyorsa korunmak için maske takılabilir. Ya da evin içerisine polenlerin girmemesi için pencereler kapalı tutulabilir ve toz partiküllerinden kurtulmak için hijyene önem verilebilir.

– Yatıştırıcı bakım

Kırmızı ve kaşıntılı gözlerde daha fazla kızarıklık oluşmaması için soğuk kompres uygulanabilir. Gözler ovulmamalıdır. Sadece yatıştırmak ve rahatlatmak için ıslak ve soğuk bir bez uygulaması yapılabilir. Eğer kontakt lens kullanılıyorsa lensler mutlaka çıkarılmalıdır. Eğer gözlerde makyaj varsa silinmeli ve soğuk kompres bu şekilde uygulanmalıdır.

– Kontakt lensler

Kontakt lens kullanan kişilerde gözleri etkileyen alerjilere daha sık rastlanır. Gözlerde lens varken gözleri ovmak lensin göze zarar vermesine neden olabilir. Ayrıca gözlerin kızarmasına ve yanmasına neden olur. Eğer belirtiler şiddetli ise daha iyi hissedene kadar gözlük takmakta yarar olacaktır.

– Göz alerjisi için damla

Doktor tahriş olmuş, kırmızı gözleri yatıştırmak için göz damlası tavsiye edebilir. Bazı durumlarda alerjenlerin vücuttaki etkisini azaltmak için oral antihistaminikler kullanılabilir.

Göz kızarıklığı

Saman nezlesi özellikle göz kapağı ve göz küresi üzerinde bazı belirtilere neden olabilir. Enfeksiyonun temel belirtileri inflamasyon, kızarıklık ve tahriştir. Morartı ise viral bir enfeksiyon ya da bakteriyel enfeksiyonun belirtisidir.

Göz alerjisine ne iyi gelir?

– İlaçlar

Tedaviye başlamadan önce gözlerde kızarıklığa ya da morarmalara neden olan sağlık sorunu belirlenmelidir. Bakteriyel durumlarda antibiyotik tedavisi gerekebilir. Saman nezlesine ve diğer alerjilere bağlı göz kızarıklıklarında ise antihistaminikler, dekonjestanlar, mast hücresi stabilizatörler, steroidler ve anti-inflamatuar ilaçlar kullanılır.

– Sıcak kompres

Saman nezlesi belirtilerini hafifletmek için sıcak suya havlu batırılır. Sıcak havlu birkaç dakika kadar gözlere uygulanır. Aynı havlu her iki göz üzerinde kullanılmamalıdır. Diğer göz üçün başka havlu kullanılmalıdır. Çünkü bazı durumlarda kızarıklığa neden olan bakteriler diğer göze de bulaşabilir.

– Göz damlası

Göz kuruluğu da gözlerde kızarıklığa neden olabilir. Sıvı kaybından ve lens kullanımından kaynaklanan göz kuruluğu ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bunu önlemek için genellikle doktor tarafından göz damlaları ve suni gözyaşı damlaları verilir.

– Göze yabancı cisim batması

Gözler hassas bir yapıya sahiptir. Küçük de olsa herhangi bir yabancı madde göze temas ettiğinde gözde şiddetli yanma ve kızarıklıklar oluşabilir. Bu gibi durumlarda göze batan cisim oynatılmamalı, bol su ile yıkanmalı ve acilen bir doktora danışılmalıdır.

– Göz alerjisi için ne yapılmalı:

Göz kızarıklıkları ve morarmaları enfeksiyon nedeni ile de oluşabilir. Bu durumda gözün enfeksiyon kapmaması için hijyene dikkat edilmelidir. Eller sık sık yıkanmalı ve göze temas etmekten kaçınılmalıdır. Özellikle gözde kızarıklık varsa göz ovulmamalıdır. Lens kullanılıyorsa dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Lensleri takmadan önce eller iyice yıkanmalıdır. Ayrıca lens kabındaki solüsyon suyu her gün değiştirilmeli; lensler takılmadan önce solüsyon ile yıkanmalıdır.
Göz kızarıklıkları alerjik reaksiyonlar sonucunda oluşur. Bu kızarıklıkların giderilmesi için ilaç tedavisinin yanı sıra göz alerjisinde bitkisel tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Ancak eğer kızarıklıklar uzun süre devam ediyorsa ya da giderek şiddetleniyorsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekmektedir.

Boyun Ve Omuz Ağrısı Nasıl Geçer

Boyun ve omuz ağrısı neden olur?

Boyun ve omuz ağrısı genellikle travmatik yaralanmalar sonucunda veya kemik hastalığı nedeniyle oluşabilir. Ancak temel nedeni kas gerilmeleri ve kas kasılmalarıdır. Bu yumuşak doku yaralanmaları birden çok kas dokusunda aniden ya da yavaş yavaş olabilir. Omuz ve boyun ağrısı için genellikle ağrı kesici oral ilaçlar ve yatıştırıcı kremler kullanılmaktadır. Bu tedavi yöntemlerin yanı sıra omuz ve boyun ağrısı için doğal yöntemler de kullanılabilir.

Boyun ve omuz ağrıları için ne yapılmalı:

– Stresi azaltmak

Omuz ve boyun ağrısında temel kural stresin azaltılmasıdır. Stres kasların gerilmesine neden olarak ağrılara neden olabilir. Ayrıca bol bol dinlenilmeli, hafif egzersizler yapılmalıdır. Duruş pozisyonları da oldukça önemlidir. Yanlış oturma pozisyonları sık sık kas sıkışmalarından kaynaklanan ağrılara neden olabilir. Ağrılar duruş şekilleri servikal bölgedeki sorunlardan da kaynaklanabilir. Özellikle masa başı işler uzun süre aynı pozisyonda oturmayı gerektirir. Bu nedenle oturuş pozisyonu oldukça önemlidir. Ergonomik mobilyalar kullanılmalı, bilgisayar ekranı göz hizasında olmalı ve dik bir şekilde oturulmalıdır. Uzun süre oturulmamalı sık sık ayağa kalkılarak ara verilmelidir.

– Boyun ağrısına hangi ilaç iyi gelir?

İnflamasyonu azaltmak için bazı reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Özellikle naproksen ve ibuprofen, parasetamol ile birlikte steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar da önerilmektedir. Bu ilaçlar düzenli olarak kronik ağrılar için de kullanılabilir, ama uzun vadeli kullanımlarda yan etkiler görülebilir.

Omuz ağrısına ne yapmalı?

– Omuz ağrısına sıcak iyi gelirmi?

Isı uygulamaları için sıcak duş yapılabilir. Sıcak kasların gevşemesini sağlayacaktır. Ağrıyan bölgeye sıcak su torbaları ya da ısıtmalı jeller yerleştirilebilir. Soğuk kompres için havlu içerisine konarak ağrıyan bölgelere uygulanabilir. Buz yerine dondurulmuş gıda paketleri de kullanılabilir. Soğuk kompres 20 dakika kadar uygulandığında iltihabı azaltmaya yardımcı olacaktır. 10 dakika ara verildikten sonra aynı işlem 20 dakika daha tekrarlanabilir.

– Omuz ağrısı için soğuk kompres

Bazı durumlarda boyun ve omuz ağrılarında kaslarda şişme görülebilir. Şişme durumlarında soğuk kompres uygulanırken şişmenin olmadığı durumlarda sıcak kompres uygulanmalıdır. Buz genellikle akut yaralanmaların tedavisi için kullanılır. Soğuk uygulamalar inflamasyon ve ağrıyı azalttığı için ağrının her döneminde uygulanabilir. Ancak ağrı başladıktan sonra ilk 24 saatte sıcak uygulamalar önerilir. Sonrasındaki 48 saat ve 72 saat arasında ise soğuk kompresler uygulanabilir.

– Boyun ağrısına iyi gelen egzersizler

Omur ve boyun bölgelerinde ağrı olduğunda yapılan ilk yanlış hareketsiz kalmaktır. Hareketsiz kalmak yerine orta şiddetli omuz ağrısı egzersizleri yapılabilir. Bu egzersizler kasların ısınmasını ve çalışmasını sağlarken acıyı azaltmada da yardımcı olur.
Omuz ve boyun ağrıları genellikle ciddi sağlık sorunları değildir. Basit kas sıkışmaları ve kas tutulmaları nedeni ile olur. Bu gibi durumlarda ev tedavileri işe yarayabilir.

– Omuz ağrısı için masaj terapisi

Masaj terapisinde bazı yağlar kullanılmaktadır. Ancak kullanılan yağlardan çok anatomiye dikkat edilmelidir. Masaj terapisinde omuz ve boyun bölgesinde bulunan sinirlere ve aterlere dikkat edilmelidir. Şiddetli ağrı varsa, doktora danışılmadan masaj yaptırılmamalıdır.

Omuz ağrısı için masaj ve etkileri

Masaj ağrıyı azaltmaya yardımcı olurken kas spazmlarını da önler. Hareket etme işlevini kolaylaştırır. Uzmanlar tarafından yapılan masajlar ağrıların giderilmesinde oldukça etkilidir. Özellikle omuz ağrısı için masaj uygulamaları tavsiye edilir.

Boyun ağrısına hangi bölüm bakar?

Boyun ve omuz ağrıları için öncelikle ortopedi bölümüne başvurulmalıdır. Ağrının neden kaynaklandığına göre diğer bölümlere sevk edilebilir.

Omuz ağrısı baş ağrısı yapar mı?

Omuz ağrısı bazı durumlarda baş ağrısını da tetikleyebilir. Bu tip durumlarda ağrı kesici almadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.

Omuz ve boyun ağrıları normalde birkaç hafta içinde geçer. Ancak eğer ağrı uzun süre devam ediyorsa ya da giderek şiddetleniyorsa mutlaka bir doktora görünülmelidir. Ağrı kesiciler işe yaramadığında daha ciddi durumlar olabilir. Bazı ağrılar doku hasarı ya da ciddi yaralanmalar sonucu oluşabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi operasyonlara gerek duyulmaktadır.

Gribe Ne İyi Gelir? | Grip Nasıl Geçer?

Grip, ateş, halsizlik, şiddetli kas ve eklem ağrısı, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle aniden başlayan ve 39 ° C’nin üzerinde başlayan ve influenza denen virüsün neden olduğu bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Özellikle zayıf bağışıklık sistemi olan kişilerde; Çocuklarda, yaşlılarda ve kalp, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, diyabet gibi kronik hastalıkları olan kişilerde ciddi sonuçlara neden olabilir.

Grip nedir?

Grip, genellikle yüksek ateş ve ağrı eşliğinde öksürük ve hapşırıklarla yayılan bulaşıcı bir viral hastalıktır. Genellikle bir hafta içinde geçer, ancak bazı durumlarda potansiyel olarak öldürücü boyutlarda tehlikeli olabilir. İnfluenza, denilen virüsten kaynaklanır ve en etkili korunma yöntemi aşılamadır. Grip, özellikle yaşlılarda ve risk grubundaki kişilerde ciddi sorunlara neden olabilir, bu nedenle bu kişilerin aşılanması önerilir.

Gribin başlıca belirtileri

  • yüksek ateş (38C ve üstü),
  • yorgunluk ve halsizlik
  • baş ağrısı
  • genel ağrı ve sancı
  • kuru ve ağrılı öksürük
  • burun akıntısı, hapşırma ve boğaz ağrısı gibi durumlar görülebilir.

Grip nasıl geçer? Antibiyotik işe yarar mı?

Gribe ne iyi gelir influenza için bir tedavi yoktur, ancak semptomları azaltmasına yardımcı olacak birçok yöntem önerilmektedir. Grip tedavisinde kullanılan oldukça etkili anti-viral ilaçlar mevcuttur. Fakat bunlar sadece bir doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır. Yine, bazı reçeteli ilaçlar, influenza semptomları ilk görüldüğünde hastalık süresini kısaltabilir. Özellikle, hastalığın ilerlemesini önleyen ilaçlar ilk 48 saat içinde alınır. Soğuk algınlığı ve grip ilaçları, ateş, ağrı, burun tıkanıklığı ve öksürük; ancak, griplerini tamamen tedavi etmiyorlar; Bu işleminizi daha kolay atlamanıza yardımcı olabilir. Dekonjestanlar, burun şişmiş mukoza zarlarını azaltarak nefes almanıza yardımcı olur.

Grip tedavisi için diğer tavsiyeler

Tuzlu burun spreyleri solunum yollarını açmakta yardımcı olabilir. Öksürük preparatları, su ve meyve suları boğazı kuruluğunu ve öksürüğü yatıştırmaya yardımcı olabilir. Öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları 4 yaşın altındaki çocuklarda zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır. Çocuğunuz 4-6 yaş arasındaysa, herhangi bir ilaç vermeden önce doktorunuza danışın. 6 yaşından büyük çocuklar, belirtileri hafifletmek için doktorunuz tarafından önerilen ilaçları kullanabilirsiniz. Vücudunuzdan su kaybını önlemek için bol miktarda sıvı tüketin. Bu ayrıca nazal mukozanızı rahatlatır. Kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içecekleri sınırlandırın. İştahınıza göre hareket edin.

Gribe iyi gelen besinler

Grip iyileştirme sürecini hızlandırmanız için genellikle vücudu güçlendiren C vitamini bakımından zengin yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi önerilir.Gribe iyi gelen besinler şunlardır: Haşlama balık, tavuk suyu çorbası, taze sıkılmış meyve suları, haşlanmış tavuk, tavuk ve sebze çorbaları, portakal, greyfurt, mandalina, limon çayı, zencefil çayı, ekinezya çayı, kuşburnu çayı, adaçayı, papatya çayı , okaliptüs çayı.

Gribe iyi gelen çaylar

Alternatif çözüm olarak bir çoğumuz nane limon  ve ıhlamur çayı tüketmekte. Bunun yanında etkili diğer çaylar ise;

Gribe iyi gelen bitki çayı: zencefil çayı

Pratik olarak hazırlayabileceğiniz taze veya kuru zencefil kullanarak hazırlanan zencefil çayı, göğüs tıkanıklığını açmak ve griple ilişkili burun akıntısını gidermek için kullanabileceğiniz ideal çaydır. Zencefil çayı ayrıca: kronik ağrıyı azaltır, hava yollarını açar, alerjik reaksiyonları azaltır, kan dolaşımını iyileştirir, boğaz ağrısını iyi gelir, terlemeyi arttırır ateşi düşürür.

Gribe iyi gelen bitki çayı: okaliptüs

Bu bitkiler grip tedavisi için oldukça etkili bir çözümdür. Göğüs ve burun tıkanıklığı pek çok belirtiyi, özellikle de gripi hafifletmek için kullanılabilir. Okaliptüs çayı da: öksürük için iyi, bronşit tedavisinde kullanılır, soğuk algınlığı ve grip iyi gelir, boğaz ağrısı iyi gelir, dışarıdan ciltte yaraları tedavi etmek için kullanılan kötü nefes kokusunuda önler.

Gribe iyi gelen diğer çaylar ve şifalı bitkiler

C vitamini içeriği yüksek olan Mate çayı, influenzadan kaynaklanan zayıf düşen vücudunu canlandırmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılabilir. Viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılan Ekinezya çayı şişmiş boğazı yumuşatır ve hastalık nedeniyle kuru öksürüğü hafifletir. Gripten daha kısa kurtulmak için yüksek miktarda C vitamini içeren limon çayı ve kuşburnu çayı da tüketilebilir

Gece Körlüğü Nasıl Anlaşılır: Gece Körlüğünün Belirtileri

Gece körlüğü hastalığı nedir?
Gece körlüğü (nyctalopia) bir göz bozukluğu türüdür. Gece körlüğü olan insanlar gece ya da loş ışıklı ortamlarda etrafı düzgün göremeyebilirler. Bu durum tamamen görmeme durumu olarak bilinse de sadece karanlıkta görmek için daha fazla zorlanma anlamına gelir. Bazı gece körlüğü türleri tedavi edilebilirken bazıları da kalıcı olabilir.

Gece körlüğü neden olur?
Gece körlüğüne bazı göz sorunları neden olabilir. Gece körlüğü nedenleri şunlardır:
– Miyopluk: Uzak nesneleri bulanık görme
– Katarakt: Gözün mercek kısmında oluşan protein bulutları
– Retinitis pigmentosa: Zaman içinde retinana karanlık pigmentler toplanır ve görme alanında tüneller oluşturur.
– Usher sendromu: İşitme ve görme duyularını etkileyen genetik bir durumdur.
Yaşlı insanlarda katarakt bir yaşlanma belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle katarakt riski yaşlılarda daha fazladır. Genç yetişkinlere ve çocuklara oranla gece körlüğü yaşlılarda daha sık görülür. Ayrıca nadir de olsa A vitamini eksikliği gibi durumlar da gece körlüğüne neden olabilir. A vitamini retinol olarak da bilinir. Retina göz içerisinde arka tarafta bulunan ışığa duyarlı alandır. Retinol ise retina sinirlerini uyararak görüntünün göz içerisinde oluşmasında görev alır. Aynı zamanda karaciğer ya da pankreas hastalıkları da bazen A vitamininin vücutta absorbe edilmemesine neden olabilir. Bu yüzden, Boston’ın Beth Israel Deaconess Tıp Merkezine (BIDMC) göre gece körlüğü oluşumunda karaciğer ve pankreas hastaları da risk altındadır. Ayrıca şeker hastaları ve yüksek kan şekerine sahip insanlarda da katarakt gelişimine daha sık rastlanabilir.

Gece körlüğü belirtileri nelerdir?
Gece körlüğünün tek belirtisi karanlıkta görme zorluğu çekmektir. Parlak bir ortamdan düşük ışık olan bir ortama geçildiğinde gece körlüğünün ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Özellikle geceleri araba sürmek ya da loş bir sokakta yürümek gece körlüğü sorunu yaşayan insanlar için oldukça zor ve tehlikeli olabilir.
Gece körlüğü nasıl tedavi edilir?
Göz doktoru detaylı bir tıbbi geçmiş analizi yaparak gece körlüğüne dair bulguları inceler. Ayrıca yapılacak testler için kan örneği de istenebilir. Kan testi ile genel olarak A vitamini ve glukoz düzeylerine bakılır. Gece körlüğü miyopluk, katarakt, ya da A vitamini eksikliği gibi altta yatan nedenlerin tedavi edilmesi ile geçebilir. Düzeltici lensler ya da gözlükler de işe yarayabilir. Eğer düzeltici lenslere ya da gözlüğe rağmen hala loş ışıkta görme sorunu yaşanıyorsa mutlaka bu durumu doktora bildirmek gerekir. Gece körlüğü tedavisinde son gelişmeler, görme sorunun en aza indirilmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca günümüzde gece körlüğü kök hücre tedavisi ile kontrol altına alınabilmektedir.
Katarakt tedavisi
Göz merceğinde protein bulutlarının oluşması işe bulutlu bir görüntü görülmesine neden olan katarakt ameliyat olarak geçen bir sağlık sorunudur. Ameliyat sırasında bulutlu mercek çıkarılarak yerine yapay bir mercek takılır. Kataraktın tedavi edilmesi ile gece körlüğü de geçecektir.
A vitamini eksikliği tedavisi
A vitamini düzeyinin düşük olmasından kaynaklanan gece körlüğü durumlarında doktor vitamin takviyesi verebilir. Takviyeler doktorun söylediği şekilde düzenli olarak alınmalıdır.

Gece körlüğü genetik midir?
Gece körlüğü genetik nedenler ile de olabilir. Eğer gece körlüğü genetik bozukluklar nedeni ile oluşuyorsa tedavisi mümkün değildir. Pigmentlerin retinada birikmesine neden olan genetik bozukluklar genellikle düzeltici lenslere ile ya da ameliyat ile düzeltilemez. Bu nedenle genetik bozukluktan dolayı gece körlüğü yaşayan insanlar kesinlikle gece araba kullanmamalıdırlar.
Gece körlüğü engellemek için ne yapılabilir?
Gece körlüğü eğer doğum kusurları veya usher sendromu gibi genetik koşullara bağlıysa engellenemez. Fakat şeker hastalığı, göz bozukluğu ve A vitamini eksikliği gibi sağlık sorunlarına bağlı gelişiyorsa engellenebilir. Bu durumlarda gece körlüğünü engellemek için antioksidan vitaminler ve mineraller tüketebilirsiniz.
Gece körlüğüne hangi vitamin iyi gelir?
Gece körlüğünü önleyen vitamin A vitaminidir. Bu nedenle gece körlüğü riskini azaltmak için A vitamini içeren gıdaları tercih edebilirsiniz. A vitamini içeren başlıca gıdalar şunlardır:
– Kavun
– Tatlı patates
– Havuç
– Kabak
– Balkabağı
– Mango
– Ispanak, lahana, süt ve yumurta
Halk arasında gece körlüğüne sülük tedavisi de uygulanmaktadır. Ancak bu alternatif tedavi tehlikeli olabilir. Bu nedenle öncelikle mutlaka alanında uzman birine ve doktora danışılmalıdır.

Bronşit Nasıl Geçer: Bronşite Doğal Tedavi

Bronşit nasıl olur?
Bronşiyal tüp zarının iltihaplanması sonucu bronşit oluşur. Bronşiyal tüpler ve akciğerlerde oluşan iltihap öksürüğe ya da mukus üretiminin artmasına neden olabilir. Bronşit, akut veya kronik olabilir. Akut bronşit genellikle soğuk algınlığı nedeniyle ya da solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle olur. Kronik bronşit ise özellikle sigara nedeniyle bronşiyal tüplerin sürekli tahrişi nedeniyle oluşur. Akut bronşit durumu birkaç gün içinde iyileşse de öksürük haftalarca devam edebilir. Kronik bronşit için ise mutlaka tıbbi yardıma ihtiyaç vardır.
Bronşit neden olur?
Nedenlerine göre bronşit çeşitleri:
• Akut bronşit: Bir viral enfeksiyon nedeniyle oluşur. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri bronşite neden olabilir. Tahriş; duman ve toz teneffüs edilmesi ile üst solunum yollarında yayılır.
• Kronik bronşit: Aylarca sürebilen kronik bronşitin en önemli sebeplerinden biri sigaradır.
Bronşit belirtileri nelerdir?
En yaygın akut ya da kronik bronşit belirtileri şunlardır:
• Öksürük
• Solunum yollarında mukus üretimi
• Göğüs bölgesinde rahatsızlık
• Yorgunluk
• Hafif ateş
Akut bronşit belirtileri nelerdir?
• Kuru öksürük ile başlayan solunum yolu sorunları
• Mukus ya da balgamda sarılık veya yeşilimsi renk oluşumları
• Öksürürken hırıltı çıkması
Kronik bronşit belirtileri nelerdir?
• Normal öksürük ve büyük miktarlarda kalın mukus
• Solunum güçlüğü
• 3 ay kadar süregelen öksürük atakları
Bronşite ne iyi gelir: Bronşit için bitkisel tedavi
1. Bronşite soğan suyu
Bronşit tedavisi için en kolay ev ilaçlarından ilki soğandır. Soğan, mukus ve balgam birikiminin çözülmesine yardımcı olur.
• Beş ya da altı arpacık soğan biraz şeker ile birlikte tüketilebilir. Bu balgamın çözülmesine yardımcı olacak ve solunum yollarını rahatlatacaktır. Her gün birkaç kez işlem tekrar edilebilir.
• Ayrıca bir orta boy soğanın suyu sıkılır. Bir çay kaşığı ya da iki çiğ soğan suyu her sabah tüketilir.
• Çiğ soğan, günlük sebze salatalarının içerisinde de tüketilebilir.
2. Sülfat
Sülfat yani epsom tuzu banyo suyuna eklenebilir. Akut bronşit belirtileri tedavisi için en iyi bilinen çözümlerden biridir. Günde iki kez epsom tuzlu su ile banyo yapılabilir. Banyonun özellikle geceleri yapılması önerilir.
• Bir kilogram epsom tuzu 60 litre sıcak suya eklenir.
• Tuz suda tamamen eridikten sonra bu su içerisinde göğüs bölgesi de dahil olmak üzere yarım saat beklenir.
• Bu işlem akut bronşit tedavisine yardımcı olmak için her gün 1 kez tekrarlanabilir.
3. Susam
Susam ise kronik bronşit belirtilerini azaltmaya yardımcı olan etkili bir maddedir. Özellikle göğüs ağrısında oldukça etkili sonuçlar verir.
• Yarım çay kaşığı susam tohumu tozu iki yemek kaşığı su içinde karıştırılır.
• Bu susamlı su bronşitte iyileşme sürecini hızlandırmak için günde iki kez içilir.
• Ayrıca bir tatlı kaşığı keten tohumu, bir çay kaşığı susam ve bir tutam tuz iyice karıştırılır. Bu karışıma bir çorba kaşığı bal eklenir.
• Bu karışım özellikle yatmadan önce her gece tüketilebilir.
4. Bronşite tuzlu su gargarası
Bronşit ile ilişkili çeşitli belirtileri durdurmak için tuzlu su gargarası da yapılabilir. Bu tür gargaralara boğaz iltihabını rahatlatmaya yardımcı olur ve ayrıca tahrişe neden olan boğaz mukusunu azaltır.
• Bir bardak ılık suya bir tatlı kaşığı tuz ya da kaya tuzu eklenir. Suda tuzun tamamen erimesi beklenir.
• Bu su ile gargara yapılır. Gargara; tahriş ve boğaz iltihabını azaltmak için günde birkaç kez, her gün tekrar edilebilir.
• Tuz miktarı önemlidir. Küçük bir miktar tuz bronşit için etkili olmaz. Bu nedenle en az bir çay kaşığı tuz kullanılmalıdır.
5. Bronşit için portakal suyu
Portakal suyu da akut bronşit belirtileri tedavisi için etkili bir çözümdür. Portakal suyu vitamin ve mineraller açısından zengin ve aynı zamanda boğaz ağrısı için mükemmel bir besindir.
• Aç hissedildiğinde 1 bardak portakal suyu içilebilir. Bu bronşit semptomlarını azaltmak için birkaç gün tekrar edilebilir.
6. Zerdeçal bronşit tedavisi
Zerdeçal tozu antiseptik ve anti enflamatuar özellikleri ile bronşit tedavisinde de kullanılmaktadır. Öksürüğü hemen kesecektir.
• Bir bardak süte bir çay kaşığı zerdeçal tozu eklenebilir.
• Bu karışım kaynatılır ve ılınana kadar beklenir.
• Karılım günde 3 ya da 4 kez tüketilebilir. Bronşit semptomları azalacaktır.
• Daha iyi sonuçlar için sabahları aç karna tüketilmesi önerilir.
• Aynı zamanda akciğerlerde biriken mukusu dağıtmaya yardımcı olur.
7. Bronşite zencefil bal
Zencefil soğuk algınlığı tedavisi için kullanılan doğal bir çözümdür. Aynı zamanda bronşit tedavisinde de çok etkilidir. Akciğerlerdeki tahriş, şişlik ve iltihaplanmayı yatıştırır. İnflamatuar özelliklere sahiptir. Çay şeklinde tüketilebilir.
• Bir bardak suya 1 çay kaşığı kuru zencefil tozu ve bir çay kaşığı karabiber eklenir. Ardından iyice karıştırılır ve kaynatılır.
• Soğuması beklendikten sonra içerisine bir çay kaşığı da bal eklenir.
• Daha iyi sonuçlar için bu çay günde 2 kez içilmelidir.
• İnce bir toz haline getirilen malzemeler; toz karabiber, karanfil tozu ve kuru zencefil tozu eşit miktarda karıştırılır. Bir yemek kaşığı bal ve süt ile karıştırılır. Bu karışımın tüketilmesi bronşit semptomlarını azaltmaya yardımcı olur.
8. Su
Bronşit sorunu için en basit yöntemlerden biri de sudur. Katı gıdalar boğazı tahriş edeceği için sıvı gıdalar tüketilmelidir. Ayrıca bol bol su tüketilmelidir.
• Bronşit belirtilerini hafifletmek için günde en az 10 ya da 12 bardak su içilmesi tavsiye edilir.
• Ayrıca sade su ile birlikte sebze suları ve taze meyve suları da tüketilebilir.
• Ayrıca dondurma tüketmek de bilinenin aksine boğaz iltihabını azaltmaya yardımcı olur.
• Alkol ya da kafeinli içeceklerin çok sık tüketimini su kaybını artıracaktır. Bu nedenle bu tarz gıdalardan kaçınılmalıdır.
9. Bronşite buhar tedavisi ve okaliptüs yağı
Bronşit belirtilerinden biri olan öksürüğü hafifletmek için buhar terapisi uygulanabilir. Bu işlem sırasında yumuşatıcı etkisi ile okaliptüs yağı kullanılması tavsiye edilir. Solunum yollarını tıkayan balgamın giderilmesine yardımcı olur ve aynı zamanda anti bakteriyel özellikleri de vardır. Ağrılı ve iltihaplı boğazın iyileşmesine yardımcı olur. Ayrıca biriken mukusun dağılmasını sağlar ve göğsü yumuşatır.
• Kaynar su dolu bir kase içine birkaç damla saf okaliptüs yağı eklenir.
• İyice karıştırılır ve çıkan buhar teneffüs edilir. Günde 3 ya da 4 kez uygulanabilir. Bronşit semptomları azaltmada oldukça etkili bir çözümdür. Birkaç gün düzenli yapılması tavsiye edilir.
10. Bronşite bal
Bal, tıbbi özellikleri ile pek çok hastalık için kullanılan bir çözümdür. Bronşit için ise öksürük tedavisinde kullanılmaktadır. Boğazı yatıştırırken aynı zamanda var olan iltihabı azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca antibakteriyel ve antiviral özellikleri de vardır. Vücudun bağışıklık sistemini geliştirmesine de yardımcı olur.
• Bitkisel çayların içerisine bir çay kaşığı eklenerek tüketilebilir.
• Bronşit semptomlarını azaltmak için günde üç kez bu bitkisel çaylar içilmelidir.
• Bir bardak ılık limonlu suya bir çorba kaşığı bal da eklenebilir. İyice karıştırılır ve içilir. Bu karışım inflamasyonu azaltmak için günde 2 kez içilebilir.

Dudak iltihabına ne iyi gelir?

Dudak enfeksiyonları neden olur?
Dudak enfeksiyonları genellikle yaralara neden olan deri lezyonlarıdır. Hassas olan dudak derisinde enfeksiyon birçok farklı neden ile oluşabilir. Çoğu durumda yaralar afta dönüşür. Dudak ülseri olarak da anılmaktadır. Tıbben ise aftöz stomatit olarak isimlendirilmektedir. Bu acı verici yaralar genellikle sığ yaralardır. Bazen stres ya da zayıflamış bağışıklık sistemi nedeniyle oluşabilir. Pamukçuk olarak da bilinen dudak enfeksiyonu için ilaç tedavisinin yanı sıra bitkisel çözümler de denenebilir.
Dudak iltihabı nedenleri: 
Şişmiş ve enfeksiyon oluşmuş dudakların pek çok nedeni olabilir:
• Herpes virüsünün yol açtığı viral enfeksiyonlar: Dudak enfeksiyonu bu tür bir nedenle oluştuğunda genellikle kabarcıklar ve şişlikler oluşur. Bu tür enfeksiyonlar tekrarlayan ve son derece bulaşıcı enfeksiyonlardır.
• Demir, folik asit, B12 vitamini gibi bazı maddelerin eksikliği
• Aşırı soğuk
• Yiyecek ya da diğer tür kimyasallara karşı alerjik reaksiyon
• Mantar enfeksiyonları
Dudak iltihabı belirtileri nelerdir?
• Bu gibi durumlarda dudaklar şişer. Şişlik lokalize ya da bütün dudakta görülebilir. Üst ya da alt dudak tamamen şişebilir.
• Dudak enfeksiyonuna herpes simpleks virüsü neden oluyorsa şişlik genellikle yereldir. Ancak dudağın farklı alanlarına atlayabilir.
• Bazen yaralar sıvı ile dolu olabilir.
• Acı ve çatlama olabilir.
Dudak iltihabına ne iyi gelir: Dudak yaraları için bitkisel çözüm
1. Hindistan cevizi yağı dudak bakımı
Bebeklerde dudak enfeksiyonu ya da ağız bölgesinde pamukçuk oluştuğunda hindistan cevizi yağı uygulanabilir.
• Hindistan cevizi yağı annenin göğsüne uygulanabilir.
2. Dudak yarasına yoğurt kullanımı
Yoğurt, içerdiği canlı kültürler ile var olan bakterilerin ölmesini sağlar.
• Yoğurt doğal antiseptik özelliklere sahiptir.
• Yararlı bakteriler enfeksiyon ile mücadeleye etmeye yardım olur.
3. Tuzlu su ile ağız gargarası
Tuzlu su ile gargara yapılması enfeksiyonların gelişmesini engeller.
• Tuz dörtte bir bardak su içine bir çay kaşığı kadar eklenir ve iyice karıştırılır.
• Gargara gün içinde birkaç kez yapılabilir. Tuzlu su, hafif antiseptik gibi davranır ve şişlikleri azaltır. Aynı zamanda enfeksiyonu kontrol etmeye yardımcı olur.
4. Dudak iltihabına soğan ve sarımsak kullanımı
Bu iki malzeme anti fungal ajanlar olarak bilinmektedir. Aynı zamanda enfeksiyon ile mücadelede etkilidirler.
• Beslenme düzeninde bol bol sarımsak ve soğan tüketilebilir.
• Kaynatılarak suyu da tüketilebilir.
• Soğan ve sarımsak püre haline getirilerek etkilenen alanlar üzerine doğrudan uygulanabilir.
5. Şeker alımını azaltmak gerekir
Dudak enfeksiyonundan kurtulmaya yardımcı olmak için şeker tüketimini azaltmak gerekir:
• Şeker mantar oluşumunu tetikleyebilir.
• Enfeksiyon ile mücadelede vücut direncini düşürür.
6. Dudak yaraları ve uçuğa iyi gelen yağlar: Hint yağı
Hint yağı da dudak enfeksiyonu tedavisinde kullanılan bir yöntemdir.
• Hint yağı, bir çorba kaşığı ılık süte eklenerek tüketilebilir.
• Etkilenen alan üzerine topikal olarak da uygulanabilir.
7. Dudak iltihabı ve uçuğa süt
Süt birçok yararlı özellikler içerir. Dudak enfeksiyonları için yardımcı olabilir:
• Süt tedavi edici gücü ile doğrudan etkilenen alan üzerine uygulanabilir.
• Aynı zamanda iltihabı kontrol eder ve enfeksiyonları azaltmaya yardımcı olur.
8. Dudak iltihabı ve uçuk için yararlı bitkiler
Bazı bitkiler mantar nedeni ile oluşan dudak enfeksiyonlarında kullanılabilir. Özellikle altın mühür bitkisi kullanılabilir.
9. Enfeksiyonun kaynağını öğrenmek
Dudak enfeksiyonundan kurtulmak için öncelikle enfeksiyonun nedeni anlaşılmalıdır.
• Kişisel hijyen oldukça önemlidir.
• Mantar ve enfeksiyonun hızla iyileşmesi için cilt sık sık temizlenmelidir.
10. Beslenme düzeninde demir alımını artırmak
• Demir yönünden zengin besinler; susam ve ıspanak bol bol tüketilebilir.
• Süt ürünleri, böbrek ve karaciğer ürünleri de demir yönünden zengin gıdalardır.
11. Sıvı alımını artırmak
Sıvı alımının artırılması enfeksiyonun hızla iyileşmesi için önemlidir.
• Sıvı alımı ile toksinlerin dışarı atılması kolaylaşır.

Mide Ağrısına Ne İyi Gelir: Mide Ağrısı İçin Bitkisel Tedavi

Mide ağrısı neden olur nasıl geçer?
Mide ağrısı pek çok nedenle oluşabilen ve rahatsız edici bir durumdur. Genellikle ciddi bir sorun değildir ancak çok şiddetli ağrılarda doktora gidilmesi tavsiye edilir.
Mide ağrısı nedenleri nelerdir?
Mide ağrısının en sık nedenleri şunlardır:
• Sindirim sorunları
• Kabızlık
• Viral enfeksiyonlar
• Gıda zehirlenmesi
• Gıda alerjileri
• Menstrüel kramp
• Ülser
• Gaz
• Fıtık
• Böbrek taşı
• Safra taşı
• İdrar yolu enfeksiyonu
• GERD
• Apandisit
• Endometriozis
• Crohn hastalığı
• Laktoz intoleransı
Mide ağrısı belirtileri nelerdir?
Eğer mide ağrısına bu belirtiler de eşlik ediyorsa doktorda gitmek gerekir.
• Ateş
• Kusma
• Sık idrara çıkma
• Dışkının atılamaması
• Karın hassasiyet
• Ağrının birkaç gün sürmesi
Eğer bu belirtiler görülürse acil olarak tıbbi yardım istenmelidir:
• Kusma sırasında kan
• Kanlı dışkı
• Solunum güçlüğü
• Hamilelik sırasında ağrı olması

Mide ağrısı nasıl geçer: Mide ağrısına doğal çözüm
1. Mide ağrısına zencefil iyi gelirmi?
Zencefil pek çok sağlık sorununda kullanılan doğal ilaçlardan biridir. Zengin kaynakları ile anti-enflamatuar özellikler içerir. Aynı zamanda antioksidan özellikleri de vardır. Taze zencefil, mide ağrısını ve krampları hafifletmeye yardımcı olacaktır.
• Sabah ve akşamları ya da günde iki ya da üç kere zencefil çayı içilebilir.
• Bir yemek kaşığı limon suyu, bir tatlı kaşığı taze zencefil suyu ve de bir bardak su karıştırılır.
• Bu karışıma bir çorba kaşığı bal eklenir ve her gün sabah mide ağrılarını hafifletmek için bu su içilir.
2. Mide ağrısına ılık tuzlu su
Ilık tuzlu su boğazda oluşan ağrıların yanı sıra mide ağrısı için de kullanılmaktadır.
• Bir bardak ılık suya bir çay kaşığı tuz eklenir. Tuz tamamen suda çözünene kadar karıştırılır.
• Mide krampları, ağrı ve bir mide ekşimesi için oldukça işe yarayan bir çözümdür.
3. Mide ağrısına elma sirkesi iyi gelirmi?
Elma sirkesi bir antiseptik olarak çalışır ve aynı zamanda doğal bir temizleyicidir. Besinlerin emilimine yardımcı olur ve hazımsızlığı engeller. Mide ağrıları için etkilidir.
• Bir bardak soğuk ya da sıcak suda 2 ya da 3 çay kaşığı elma sirkesi karıştırılır.
• Mide ağrılarını önlemeye yardımcı olmak için yemekten önce tüketilir.
4. Mide ağrısı nane limon
Taze nane suyu sindirimi kolaylaştırır ve karın ağrılarını hafifletmeye yardımcı olur.
• Bir ya da iki taze nane yaprağı gün içinde birkaç kez çiğnenebilir. Bu mide ağrısının hafiflemesini sağlayacaktır.
• Bir fincan sıcak siyah çay içerisine birkaç dal nane ve limon suyu eklenir.
• Günde 2 ya da 3 kez bu çay içilir.
• Mide ağrıları için etkili bir çözümdür.
5. Mide ağrısı için limon suyu
Limon suyu da zencefil ve nane gibi etkili bir çözümdür.
• Bir bardak ılık su içine 2 ya da 3 çay kaşığı taze limon suyu eklenir. İyice karıştırılır.
• Günde 3 kez tüketilmesi önerilir.
6. Mide ağrısı için papatya çayı
Papatya çayı sinirleri yatıştırmaya yardımcı olur ve karın ağrısını da hafifletir.
• Her gün 2 ya da 3 bardak papatya çayı tüketilebilir.
7. Mide ağrısına kakule tohumu
• On dakikalığına bir çay kaşığı kakule tohumu su içinde bekletilir.
• İçerisine 5 ya da 6 tane de kimyon tohumu eklenir.
• Bu karışım mide ağrılarını gidermek için yemeklerden önce günde üç defa tüketilir.
8. Mide ağrısı için aloe vera suyu
Taze aloe vera suyu da mide ağrısı için kullanılabilir. Bağırsakları da düzenler.
• Bir çorba kaşığı taze aloe vera suyu bir bardak ılık su içinde karıştırılır. Bu karışıma biraz limon suyu eklenir ve iyice karıştırılır.
• Mide krampları, hazımsızlık, gaz sorunları gibi durumlarda günde 2 kez içilmesi tavsiye edilir.