Kemik Kisti Neden Olur

Kemik kisti nasıl anlaşılır?

Yapılan araştırmalara göre kemik kistlerinin kemik sıvısından kaynaklandığı ve bu oluşumun fibröz doku üzerinde geliştiği bilinmektedir. Özellikle 5 ila 15 yaşındaki çocuklarda, femur ya da pazı kemiği gibi uzun kemiklerde görülmektedir. Yetişkinlerde ise daha çok yassı kemiklerde; kafatası, çene, pelvis, kürek kemiği ve topuk üzerinde ortaya çıkmaktadır. Kemikte kistik lezyon oluşması bazı faktörler nedeni ile oluşur.

Kemik kisti neden oluşur?

– Travma

Boston Çocuk Hastanesi’nin teorisine göre kemik kistlerinin gelişimi travmalara bağlı olabilmektedir. Geçirilen travmalar kemik sıvısının gelişerek kese şeklini alma riskini artırmaktadır.

– Toplardamar tıkanıklığı

Başka çalışmaya göre ise toplardamar tıkanıklıkları da kemik kistlerine neden olmaktadır. Tıkanıklık sonucu kemik üzerine baskı oluşur. Bu baskıyla birlikte kemik içerisindeki sıvı oluşumu artar ve bu durum ilerlediğinde kemik kisti oluşabilir.

Kemik kisti belirtileri nelerdir?

Kemik kisti, kemik dokusu içinde içi sıvı dolu bir kesenin oluşması olarak adlandırılabilir. Bir çeşit kemik tümörüdür. Genellikle kemik kistleri ilk başlarda hiçbir belirti göstermez. Ancak ilerleyen zamanlarda bazı belirtiler ortaya çıkabilir.

– Kemik kisti ağrısı

Aneurysmal kemik kisti ağrıya neden olabilir. Ağrı hissi oluştuğunda genellikle kemik kisti kemik dokusuna yerleşmiştir. Fiziksel aktiviteler esnasında ağrı artar ve şiddetlenir. Başlangıç zamanlarında ağrı daha hafifi ya da orta düzeyde olabilir. kemik kistinin büyümesi ile birlikte ağrı giderek şiddetlenir ve hareketleri kısıtlayabilir.

– Şişme

Şişme bir aneurysmal kemik kisti belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Kemik kistinden etkilenen dokular ve cilt bölgelerinde iltihaplanma görülebilir. Kabarıklık ve geniş şişlikler de oluşabilir. Şişme nedeni ile fiziksel aktiviteler zorlaşabilir.

– Kırık

Kemik kisti ilerleyen zamanlarda kemiğin kırılmasına neden olabilir. Kist kemik dokusuna zarar verir ve zayıflatır. Bu nedenle ufak darbeler ve yaralanmalar ile birlikte kemikler kolayca kırılabilir.

Kemik kisti nasıl tedavi edilir?

Tedavide kistin hangi kemik üzerinde oluştuğu önemlidir. Tedavi bu doğrultuda farklılıklar gösterebilir. Diz ve bacak kistlerinde ağrı ve enflamasyon giderici ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca eklemlerin hareket ettirilmesi yani egzersiz planları da oldukça işe yaramaktadır. Çoğu durumda egzersiz diz ve bacak bölgesinde oluşan kemik kistleri üzerinde oldukça hızlı sonuçlar alınmasını sağlar. Ancak bu egzersizler doktor kontrolünde yapılmalıdır. Bu nedenle bir fizyoterapiste başvurulabilir. Eğer çok fazla ağrı varsa daha hafif egzersiz hareketler tercih edilmelidir. Ağırlık kaldırılan zorlayıcı hareketlerden kaçınılması gerekir. Düz kemiklerde bulunan kemik kistleri için ise egzersiz ve diğer yöntemler işe yaramaz. Bu nedenle daha çok cerrahi müdahale gerekir. Özellikle ileri düzey kemik kistlerinde ameliyat ile kemik üzerindeki kist ya da kistler alınır. Bu işlem sırasında kemik kazınacağı için ameliyat sonrası hafif ağrılar devam edebilir. Ancak bu ameliyatlar kemik dokusuna ya da kemiklere zarar vermez. Çoğu kemik kisti hızla büyür. Bu nedenle ne kadar erken müdahale edilirse o kadar iyi olacaktır.

Kemik kisti ağrı yaparmı?

Kemikte kist oluşumu özellikle ağrı ile karakterizedir. Kemikte kist belirtileri arasında ilk sırada ağrı vardır. Ağrı nedeni ile doktora gidildiğinde kistin teşhisi sağlanır.

Kemik kisti büyüdüğünde hem kemiğe hem de dokulara baskı yapacağı için rahatsız edici komplikasyonlara neden olacaktır. Bu nedenle kemik kistinin erken teşhisi ve erken tedavisi oldukça önemlidir. Eğer kemik üzerinde ağrılar hissediliyorsa mutlaka bir doktora muayene olunmalıdır.

Kemik kisti bir çeşit kemik tümörüdür. Bu nedenle ciddi bir sağlık sorununa dönüşebilir. Kemik kistini önlemenin bir yolu olmasa da hastanın erken tedavi ile hızla iyileşmesi sağlanabilir. Kemiklerde kolay kırılma, ağrı ve şişme gibi belirtilere rastlanıyorsa kemik kistinden şüphe edilebilir. Bu durumda tıbbi yardım almak için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve gerekli testler tamamlandıktan sonra doktora danışılmalıdır.

Sol Alt Karın Ağrısı Neden Olur

Sol alt karın bölgesinde ağrıya neden olan pek çok etken bulunmaktadır. Karın duvarı sorunları karının sol alt kadranında ağrılara neden olabilir. Bazı durumlarda, karın veya pelvis bölgesinden kaynaklanan ağrılar sırt bölgesine yayılabilir.

– Sol alt karın ağrısı:

Karın vücudun alt kaburga ile kalça veya pelvis arasında, ön yüzünde bulunan bir alandır. Sol alt karnın, göbek bölgesine yakın bölümüne pelvis denir. Sol alt karın bölümü kas, yağ ve bağ dokusu gibi çeşitli dokulardan oluşur. Kalın bağırsak, rektum ve sigmoid kolon dahil olmak üzere, bazı organlar da bu bölümde yer alır. Bayanlarda ise sol alt karında ağrı yumurtalıklara da vurabilir.

– Sol alt karın ağrısı nedenleri:

Sol alt karın sancısı pek çok neden ile olabilir. Bazı durumlarda ağrı alt sırt bölgesine de yansıyabilir. Pelvik inflamatuar hastalığı, pelvik abse, crohn hastalığı, ülseratif kolit, dismenore veya menstrüel kramplar ile böbrek taşları, zona hastalığı ve yumurtalık kanseri gibi hastalıklar bu bölgede ağrıya neden olabilir. Her ne kadar genellikle karın bölgesinde abdominal aort anevrizması orta hatta bulunsa da balon veya abdominal aortta oluşan bir sorun da ağrıya sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca kimi durumlarda sol alt karında şişlik de görülür.

– Belirtiler

Sol alt karın ağrısı ve sırt ağrısı ile ilişkili belirtiler ağrı nedenine ve etkilenen dokunun türüne göre değişmektedir. Ancak, olası belirtiler arasında sol alt kadranı içerisinde karın ağrısı ve bel ağrısı bulunmaktadır. Karında keskin, bıçaklama hissi olan ağrılar görülebilir. Ayrıca acı yanmaya da dönüşebilir. Abdominal hassasiyet, bulantı, kusma, sık idrar, açıklanamayan kilo kaybı, kaşıntı, sıvı dolu kabarcıklar, ishal veya kabızlık gibi belirtiler de görülebilir.

– Tedavi

Sol alt karın ağrısı ve sol alt karında batma hissi tedavisi ağrının nedenine bağlı olarak değişmektedir. Bazı durumlarda, karın ağrısına sırt ağrısı da eşlik edebilir. Ağrı birkaç saat ya da birkaç gün sürebilir. Diğer durumlarda, karın ve sırt ağrısı şiddetliyse tıbbi yardım ve müdahale almak gerekebilir. Ağrı veya rahatsızlığın nedeni karın içinden kaynaklanıyorsa bazı tetkikler ve kan testleri gerekebilir.

– Uyarı

Bazı durumlarda, ağrı ve rahatsızlığın birden fazla nedeni olabilir. Özellikle sol alt karın bölgesi ağrıları ciddi hastalıklar nedeni ile oluşabilir. Akut karın ağrısı, aniden başlayabilir. Yanma ve şiddetli ağrı durumlarında hasta hareket edemeyecek durumda olabilir. Sol alt karında ağrı ve şişlik aynı anda da görülebilir. Bu tip vakalarda mutlaka acil tıbbi yardım ve müdahale gerekir. Ciddi vakalarda ameliyat gerekebilir. Dokularda bir kopma nedeniyle alt karın ve alt sırt bölgelerde abdominal aort anevrizması oluşabilir. Bu durumda şiddetli ağrılar oluşur. Ağrıyla birlikte düşük kan basıncı ve baş dönmesi görülüyorsa en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna görünülmelidir. Tedavi edilmediğinde ciddi ve hayati bir durum oluşabilir.

Diğer alt sol karın bölgesinde oluşan ağrılar apandisit, kanser, endometriozis, yaralanma, bağırsak tıkanıklığı, böbrek enfeksiyonları ve yırtık bir kolon nedeniyle de olabilir. Egzersiz yaparken yaralanma sonucu oluşan karın ağrısı kas ağrısıdır. Genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz. Ancak kas hareketleri ile tedavi edilebilir. Ağrının şiddetli olduğu durumlarda ilaç tedavisi gerekebilir. Apandisit de sol alt karın bölgesinde ağrıya neden olabilir. Ağrı genellikle sağ tarafta gözükse de bazı durumlarda sol bölgeye de yansıyabilir. Bu ağrı birkaç saat içinde keskinleşir ve genellikle bulantı, iştahsızlık, ateş, kabızlık, ishal ve karın şişliği gibi belirtiler gösterir. Apandisit ağrısı hafiflemez ve acil müdahale gerektirir. Endometriozis olarak bilinen kronik rahim astarı hastalığında rahim astarı rahim dışında gelişir. Bu durum ağrılara neden olabilir. Ağrı genellikle cinsel ilişki, bağırsak hareketleri ve idrara çıkma sırasında artar.

Sol alt karın boşluğu ağrısı ve sol alt karın sancısı kaslardan kaynaklanabileceği gibi bazı hastalıklar nedeni ile de oluşabilir. Bu ağrılar giderek artıyorsa ya da kronik hale geldiyse mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Karaciğer Kanseri Neden Olur

Ne yazık ki karaciğer kanserinin erken belirtileri oldukça azdır ve insanlar sahip oldukları karaciğer kanserini tümör büyüyene ve tedavi etmesi zor hale gelene kadar fark edemeyebilirler. Çünkü karaciğer kanseri evreleri hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Karaciğer kanserinin ileri aşamalarındaki belirtiler ise ayırt edici olmayıp diğer birçok hastalıkta da rastlanabilen belirtilerdir. Karaciğer kanserinde yasama şansı hastalığın teşhis aşamasına göre değişmektedir.

Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

– Abdominal şişkinlik ve ağrı
– Sarılık
– Yorgunluk
– Açıklanamayan kilo kaybı
– Mide bulantısı
– İştahsızlık

Karaciğer kanseri belirtileri

Karaciğer kanserinde karın şişliği ve karaciğer kanserinde karında sıvı birikmesi

Karaciğer, vücudun sağ tarafında kaburgaların altında bulunan bir organdır. Abdominalde şişkinlik ve ağrılar, karaciğerdeki şişme ve karın boşluğundaki sıvı birikimi nedenleriyle görülür. Karaciğer kanserinde karın şişmesi en belirgin belirtilerden biridir. Normalde karaciğerle ilgili sorunların hissedilmesi mümkün değildir. Ancak eğer kişi karaciğer kanseri ise karaciğerindeki genişleme ve şişme belirtilerle beraber hissedilebilir. Bu belirtiler ise kanserin son evrelerindeki genişleme nedeniyle olur. Doktorlar sağ kaburga altını el ile muayene ederek karaciğerin genişlediğini hissedebilir. Tümör karaciğer üzerindeki damarlara baskı yaparak karın boşluğunda sıvı birikmesine neden olur. Yüksek basınçta damarlardan ve dokulardan sızan sıvılar karın boşluğunda birikir.

Karaciğer kanserinde sarılık ve karaciğer kanserinde ayakların şişmesi

Bazen karaciğer tümörleri, karaciğerle safra keselerini birbirine bağlayan ve “safra kanalları” olarak adlandırılan bölgede gelişim gösterir. Eğer safra, safra öz sıvısını düzenli olarak tahliye edemez ise kişide cilt bozuklukları görülür. Bu bozukluklar cildin silik ve hafif bir sarı renk alması şeklinde başlar. Sarılık olarak adlandırılan bu durum ileriki zamanlarda gelişerek göz akılarının da sararmasına neden olabilir. Engellenen safra kanalları gereken dışkıları kanallar kapalı olduğu için böbreklere yollayamayınca idrar sorunlarıyla karşı karşıya kalınır. Bu durumda genellikle idrar rengi koyu bir hal alır.

Hormonal değişiklikler nedeniyle oluşan diğer belirtiler

Karaciğer kanseri, kimyasallar ile kan hücreleri ve sonucunda tüm vücudu etkileyen belirtiler düzeyindeki değişikliklere neden olabilir. Tümör oluşumu var ise yaşanan bu değişiklikler sonucuna yapılan bir kan testinde tespit edilebilir. Karaciğer kanseri olan insanlarda kan şekeri düzeylerinde, kandaki kalsiyum seviyelerinde, kolesterol seviyelerinde ve kırmızı kan hücrelerinin sayılarında fazlalık gözlemlenir.

Kandaki bu değişiklikler şu rahatsızlıklara yol açabilir:

– Kabızlık
– Mide bulantısı
– Yorgunluk
– Şiddetli ishal

Karaciğer kanseri risk faktörleri:

Karaciğer enfeksiyonları geçiren, yani hepatit B, hepatit C, siroz ve benzeri karaciğer hastalıklarına sahip olan insanlarda genellikle karaciğer kanserine yakalanma riski daha fazladır. Ayrıca bu kişilerde mevcut hastalık belirtileri ile kanser belirtileri aynı olduğu için erken tanı konması her zaman mümkün değildir. Mevcut hastalığın belirtileri haricinde ateşlenme, önüne geçilemeyen kilo kaybı ve benzeri belirtiler yaşandığında acilen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Karaciğer kanseri hücreleri belirli bir tip doğrultusunda mutasyona uğradıktan sonra çok daha hızlı bölünerek büyüme başlar. Karaciğer kanserinin net ve belirli bir nedeni bilinmemektedir. Ama karaciğer kanseri olma ihtimali, karaciğer sirozu ya da viral olarak hepatit B enfeksiyonu varsa yüksektir. Karaciğer kanseri, tütün kullanan kişilerde ve bağımlı olarak sürekli alkol alan kişilerde çok yüksek ihtimalle oluşum göstermektedir. Karaciğer kanserinin teşhisi erken yapıldıysa tedavi sürecinin erken evrelerinde kanser tamamen iyileştirilebilir. Bazen, bazı otlar karaciğer kanseri oluşumunu azaltmada olumlu etkiler göstermiştir. Eski zamanlardan bu yana karaciğer kanseri hastaları için bitkisel ilaçlar kullanılmaktadır. Yine de, her zaman için bitkisel ilaçlardan önce doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Karaciğer kanserinde bitkisel tedavi:

– Amerikan ginsengi

Amerikan ginsengi, bilimsel olarak panax quinquefolium olarak bilinen, Doğu Amerika’da vahşi doğada yetişen çok yıllık bir bitkidir. Ginsenoside ve Gliserizin gibi çeşitli bileşik içeriklerini içinde barındıran Amerikan ginseng kökü, boyut olarak oldukça büyüktür. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezine göre Amerikan ginsengi karaciğer kanserindeki tümörlü hücrelerin yok olmasına yardımcı olabilir.

– Sarımsak

Birçok kültürde sarımsak binlerce yıldır geleneksel tıpta ve mutfakta kullanılmaktadır. Bilim adamlarına göre sarımsak, özellikle allicin ve alliin, sülfür içeren bileşikleri sayesinde karaciğer kanseri hücrelerinde güçlü bir inhibe sağlamaktadır. Ancak, bu iddialar henüz tamamı ile kanıtlanmış değildir. İnsanlarda denenmese de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuçlar kaydedilmiştir.

– Kimyon

Kimyon, maydanozgil ailesinin bir bitkisinin tohumudur. Hepatoma, malign tümör karaciğer ve metastaz hayvan araştırma modelleri bastırmak için ideal sonuçlar göstermiştir. Ancak Rockefeller Üniversitesi araştırmalarına göre hala net bir sonuca ulaşılamamıştır. Bunun yanı sıra dünyanın diğer araştırma merkezlerinde yapılan deneyler doğrultusunda bu bitkinin tohumları olan kimyondaki apoptosis maddesi karaciğer kanseri tümör hücrelerinin inhibe edilerek azalmasında etkili olabilir. Programlanmış hücre ölümü, hepatoma hücre hatlarının içinde gerçekleşmektedir.
Son yıllardaki beslenme şekli adeta kansere davet çıkarmaktadır. Kansere karşı koruyucu beslenmek günümüz fırsatlarında bir hayli zordur. Ancak karaciğer kanseri varsa, doktorunuz muhtemelen bir tedavi programının yanında beslenme şekli için de belirli yönergeler önerecektir. Doktorunuz ile birlikte, kanserle savaşan etkileri olduğu bilinen gıdaların bulunduğu bir beslenme planı oluşturmanız faydalı olacaktır.

Kanserle savaşan besinler şu şekilde sıralanabilir:

– Narenciyeler

Karaciğer kanseri ile verilen savaşta en önemli madde C vitaminidir.

Karaciğer kanserine iyi gelen meyveler:

– Greyfurt
– Portakal
– Mandalina
– Limon

Hepsi C vitamini ve serbest radikal gruplar içerir. Aynı zamanda bu besinlerde dikkat edilebilecek başka bir özellik de antioksidan özelliğinin yüksek olmasıdır. Ancak aralarında en etkili olan gıda limondur. Güçlü olmasının sebebi ise en yoğun sitrik asit konsantresini kendisinde bulundurmasıdır. Sitrik asidin vücutta oluşturduğu glycolosis maddesi kanser hücrelerini öldürmede yardımcı olacaktır.

Karaciğer kanserine iyi gelecek yiyecekler:

Soğan

Yemeklere lezzet katmada kullanılan soğan, quercetin adı verilen bir polifenol içermesi sayesinde yapılan araştırma sonuçlarına göre karaciğer kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlatmada güçlü bir etkiye sahip olabilir. Cornell Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar ve hayvanlar üzerindeki deneylerin sonuçlarına göre soğanın son derece olumlu etkileri gözlemlenmiştir.

Çay

Yeşil ve siyah çaylar, A.P. John Kanser Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalara göre glycolosis maddesi yardımı ile zengin hücresel inhibe yardımı ile kanser hücreleri yok olabilir. Yeşil çay bazı hormonları harekete geçirerek kanser uyarıcı etkilerin tetiklenmesini sağlar. Kanser hücrelerinin çoğalmasının engellenmesine yardımcı besin maddeleri içerir. Brokoli içinde bulunan sulphorane, kanser büyümesini engeller ve aynı zamanda antioksidan görevi de görür. Ancak yeşil çayın çok içilmesi bazı böbrek rahatsızlıklarının başlangıcına neden olabilir.

Zeytin

Tüm bunların dışında zeytin türlerinin de son zamanlarda yapılan araştırmalara göre kanser üzerinde olumlu etkilerine rastlanmıştır. Bilim dünyasını sarsan bir haber şeklinde çıkan araştırma sonuçlarına göre zeytinin içindeki bazı maddeler kanserli hücreleri öldürmese de üremesini engellemektedir. Bu yüzden zeytin tüketimi kanserin gelişerek ileri evrelere gelmesini engelleyebilir.

Karaciğer kanseri nasıl anlaşılır?

Karaciğer kanseri başta belirti göstermeyebilir. Ancak uzun vadede yaşanan şişkinlik, sarılık ve abdominal ağrılar kanser habercisi olabilir. Bu nedenle kronik ağrılar ve şişkinlik durumu söz konusu ise mutlaka bir doktora gidilmelidir.

Karaciğer kanseri öldürürmü, karaciğer kanseri tedavisi mümkün mü?

Karaciğer kanseri diğer kanser türleri gibi ölümcüldür. Erken teşhis ile kurtulma şansı oldukça yüksektir.

Karaciğer kanserinde doktor tedavisinin yanı sıra doğal ve bitkisel çözümler de kullanılabilir. Özellikle karaciğer kanserine faydalı bitkiler ve karaciğer kanserine iyi gelen besinler tüketilmelidir.

Kadınlarda İdrar Kaçırma Nasıl Geçer

Kadınlarda idrar kaçırma tıbbi olarak mesane kontrolü sorunları olarak da bilinmektedir. Bu durum pek çok kadının hayatını olumsuz etkilemektedir. Stres inkontinans bozukluğu nedeni ile oluşan mesane kontrolü sorunları genellikle gülmek veya hapşırma gibi reflekse bağlı hareketler ile ortaya çıkar. Kadınlarda yaş nedeni ile pelvik taban kas tonusu kaybı artar. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları gibi mesanenin aşırı aktif olduğu sık idrara çıkma gibi sorunlar görülebilir. Mesane kontrolü sorunlarını varsa belirtileri hafifletmek için mutlaka bir doktora görünülmelidir. Doktor tedavisine ek olarak kadınlarda idrar kaçırmaya kesin çözüm için bitkisel çözümler de tercih edilebilir. Ancak kadınlarda idrar kaçırma bitkisel tedavi yolları mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bazı bitkiler ilaçlar ile etkileşime girebilir ya da kişide alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

– Adım 1

At kuyruğu bitkisi pelvik kasların kuvvetlenmesini sağlayabilir. Ancak at kuyruğunun tek başına kullanılması ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka doktor onayı ile kullanılmalıdır.

– Adım 2

At kuyruğu 300 mg kapsül olarak günde üç defa kullanılabilir. Bu kullanım sonucunda rahim yolu astarında 1-4 mililitre kadar daralma olabilir. Bu daralma idrar kaçırılmasını engeller. Ayrıca mesanede kas spazmlarını denetlemek için günlük olarak alınabilir. At kuyruğu antispasmodic özelliklerinin yanı sıra idrar yolu enfeksiyonları ve idrar kaçırma sorunlarında da kullanılmaktadır. Ayrıca antibakteriyel özelliklere de sahiptir.

– Adım 3

At kuyruğu, idrar söktürücü özelliklere sahip olduğu için kullanılırken mutlaka bol su tüketilmelidir.

– Adım 4

At kuyruğu bir aydan daha uzun bir süre kullanılmamalıdır. Ayrıca bu takviyenin yanında B kompleks vitamini alınması önerilir. At kuyruğu takviyelerinin uzun süre kullanılması tiamin düzeylerini düşürebilir.

Mesane kontrolü için diğer bitkisel ilaçlar

– Adım 1

Kabak çekirdeği ekstresi günde iki kez yenebilir. İki haftalık tüketim miktarı ise 250 mg ile sınırlandırılmalıdır. Tohumlar esansiyel yağ asitleri ve phytoesterol içerir. Bu nedenle mesane sağlığı için oldukça önemlidir. Özellikle menopozdan sonra kullanılması önerilir. Yapılan çalışmalar kabak çekirdeği ekstresinin menopoz dönemindeki kadınlar üzerinde mesane kontrolü konusunda başarılı sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.

– Adım 2

Sarı kantaron özü de idrar sorunları çeken kadınlar tarafından günde 2-3 kez 300 mg olarak alınabilir. Maryland Üniversitesine göre sarı kantaron özü idrar kaçırma sorunlarında etkili olan bitkisel bir çözümdür.

– Adım 3

İdrar söktürücü ve antiseptik etkisi ile buchu yaprakları da kullanılabilir. Aktarlardan satın alınabilen buchu bitkisi idrar söktürücü bir etki yaratmaktadır. İnflamasyon ve enfeksiyon durumlarında da oldukça etkilidir. Çünkü aynı zaman antiseptik özelliklere sahiptir.

– Uyarılar

At kuyruğu, sakinleştirici ilaçlar ile birlikte kesinlikle uygulanmamalıdır. Ayrıca ağır karaciğer veya böbrek hastalığı olan kişiler tarafında da kullanılmamalıdır. Özellikle hamile ve emziren kadınlara da önerilmez. Bitkisel çözümler kullanılmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.
İdrar kaçırma sorunları kadınlar için oldukça rahatsız edici bir durumdur. İlk zamanlarda kullanılan bitkisel çözümler işe yaramadığında ve idrar kaçırma sorunu giderek arttığında mutlaka bir doktora görünülmelidir. Doktor pelvik kasların kuvvetlenmesi için tıbbi tedavilere başlayacaktır. İyileşme sürecinin kısalması için bitkisel çözümlere devam edilebilir. Ancak bu çözümler konusunda mutlaka doktordan onay alınmalı; idrar kaçırma için bitkisel tedaviler bu doğrultuda uygulanmalıdır. Çünkü kullanılan bazı ilaçlar bitkiler ile etkileşime girerek bazı komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olabilir.

İhtiyacınız olan şeyler

– At kuyruğu bitkisi ya da kapsülü
– B kompleks vitaminleri
– 250 mg kapsül kabak çekirdeği ekstresi
– Buchu yaprakları

Gastroözofageal Reflü Nasıl Anlaşılır: Özofagus Reflü Belirtileri

Özofagus reflü nedir?
Gastroözofageal reflü bir sindirim sistemi hastalığıdır. Asit reflü olarak da bilinmektedir. Çok hayati bir hastalık olmasa da bu sorunu yaşayan insanların çoğunda midede tahriş ve ciddi komplikasyonlar görülebilir. Genelde mide ekşimesi herkeste görülen bir durumken bu ekşime kronikleştiğinde asit reflü hastalığı oluşur. Asit reflü hastalığında mide ile yemek borusunu birbirine bağlayan kapacık tam olarak kapanmaz. Ve mide asidi yemek borusuna oradan boğaza ve ağıza kadar çıkar. Ağızda oldukça kötü bir tat bırakan mide asidi reflünün ilk ve en önemli belirtisidir.

Asit reflü nedir: Asit reflü belirtileri:
Asit reflü, mide ekşimesi ve asit sindirim olarak da bilinir. Yemek borusu içine asit dolması sonucunda oluşur. Bu durum ise göğüs ve üst karın bölgesinde yanma ve sıkışma gibi belirtilere neden olur. Normalde yutma sırasında gıdaları aşağı itmek için yemek borusundaki kaslar yardımcı olur. Yemek borusunun sonunda ise alt özofagus sfinkter denilen bir çeşit vana bulunmaktadır. Bu vana normalde yemekler mideye geçtikten sonra kapanır ve yemeklerin tekrar yukarı çıkmasını engeller. Bu kaslar düzgün çalışamadığında kapakçık tam olarak kapanamaz ve mide asidi bu kapakçıktan sızarak yukarı, yemek borusuna doğru çıkar. Yemek borusundan geçen asit yemek borusunu tahriş ederek yoluna devam eder. Yutağa ve oradan da boğaza gelir. Burada da tahrişe neden olarak en son ağız içine kadar yükselir. Mide asidinin her geçtiği yerde oluşan tahrişler ağrıya neden olabilir. Mide ağrısı ve göğüs bölgesindeki ağrılar yemek yedikten hemen sonra oluşuyorsa sebebi genelde asit reflüdür. Mide ekşimesi kas gelişimi ile ilgili olduğu için henüz tam olarak olgunlaşmamış bebeklerde oldukça yaygındır. Bebeklerde bu nedenle yemek yedikten hemen sonra gaz çıkarma ve tükürme gibi durumlar oluşur. Bu durum bebeklikte kalıyorsa bir sorun oluşturmaz ancak bebek 1 yaşına geldiğinde bile hala devam ediyorsa ileride midede ciddi sorunlara neden olabilir. Asit reflü ya da mide ekşimesi özellikle büyük öğünlerden sonra, sindirimi zor olan gıdalar tüketildikten sonra veya daha fazla mide asidi salgılatan gıdaların tüketilmesi nedeniyle oluşur ve oldukça yaygındır. Genel olarak bazı besinler mide ekşimesine neden olabilir. Özellikle çok yağlı gıdalar, baharatlı yiyecekler ve asitli meyve ve meyve suları içmek mide ekşimesi ve asit reflü belirtilerinin oluşma riskini artırmaktadır.

Gastroözofageal reflü hastalığı nedir?
Gastroözofageal reflü hastalığı tanısı doktor tarafından konulması gereken resmi bir hastalıktır. Ana belirti mide ekşimesi veya asit reflü olmasıdır. Asit reflü ile benzer niteliktedir. Ancak ek sağlık komplikasyonlarını önlemek için tedavi gerektirir ve daha ciddi bir durum oluşturur. Başka bir deyişle, asit reflü sadece mide ekşimesini içeren bir hastalık iken gastroözofageal reflü her iki hastalığı da içerir.
Gastroözofageal reflü belirtileri şunlardır:
– Sık sık mide ekşimesi yaşamak (her hafta1 veya 2 kez ya da daha fazla)
– Göğüs ağrısı
– Boğaz arkasında kısmen ve yetersiz sindirilmiş gıda
– Yutmada sorun yaşama
– Astıma benzer nefes alma sorunları
– Öksürük
– Boğaz ağrısı
– Ses kısıklığı
– Ağız arkasında ekşi bir tat
Gastroözofageal reflü belirtilerine reçetesiz ilaçların bazıları yardımcı olabilir. Ancak çoğu ilaç gastroözofageal reflü belirtilerini hafifletmede yeterli değildir. Gastroözofageal reflünün kesin nedenleri günümüzde hala bilinmemektedir. Fakat oluşmasında katkısı olan durumlar bilinmektedir. Genel olarak asitli içeceklerin içilmesi ya da daha fazla mide asidi üretilmesini gerektiren yiyecekler gastroözofageal reflüye neden olabilmektedir. Sonuç olarak bu hastalık mide ve yemek borusundaki kapakçık kasının düzgün çalışamamasından ve mide asitlerinin yıpratıcı etkisinden kaynaklanmaktadır.

Reflü neden olur?
Çoğu insan yemek yedikten hemen sonra yatar ve tüketilen besinlerin sindirilmesine zaman tanımaz. Bu ve bunun gibi faktörler de gastroözofageal reflü için tetikleyici faktörler arasında bulunmaktadır. Mide için risk faktörleri genellikle daha öznel nedenlerdir. Gastroözofageal reflü için başlıca risk faktörleri şunlardır:
– Genetik
– Yaralanma ve yemek borusu bir travmaları
– Gebelik
– Hiatal fıtık
– Diyabet
– Sigara içmek
– Alt yemek borusu kapağı zayıflaması ve bağ dokusu hastalıkları
– Zollinger Ellison sendromu
Ayrıca, yeni çalışmalar mevcut obezite vakalarında gastroözofageal reflü riskinin çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalarda 11 yıl Norveç’te 30.000 kişi izlendi ve araştırmacılar yüzde 47’lik artış ile haftalık asit reflü belirtilerinde bir yükselme fark ettiler. Bu teoriye göre obezite ve fazla kilolu insanlarda gastroözofageal reflü riski daha yüksektir. 2006 yılında yapılan bir çalışma da mide ile obezite arasında bir bağlantılı bulunmuştu. Araştırmacılar aşırı vücut ağırlığı olan insanlarda mide ekşimesi ve asit reflü riskinin arttığını söylediler.
Reflü kimlerde görülür?
Ara sıra mide ekşimesinden şikayet eden herkes gastroözofageal reflü için risk altındadır. Diğer risk faktörleri de durumun tetiklenmesine neden olabilir. Sigara içmek, hamile kalmak, kilo almak ve yağlı besinler tüketmek gastroözofageal reflüye neden olabilir. Sindirim alışkanlıklarınızda meydana gelen değişiklikleri de unutmamak gerekir. Daha önce hiç mide ekşimesi yaşamamıştınız fakat şimdi sık sık yaşıyor musunuz? Bazı gıdalara eskisinden daha fazla mı duyarlısınız? Bu belirtiler üzerinde yaşlanmanın da etkisi olabilir. Ancak bu ve bunun gibi her zamankinden farklı sindirim sorunları yaşamaya başladığınızda gastroözofageal reflüden şüphe edebilir ve bir doktora başvurabilirsiniz. Erken teşhis ile fazla komplikasyon yaşamadan duruma önceden müdahale edebilirsiniz.
Gastroözofageal reflü komplikasyonları nelerdir?
Mide asidi yavaş yavaş hücreleri ve skar dokusu oluşumunun olduğu yemek borusuna ve dokulara zarar verir. Bu durum yutma zorlukları yaşanmasına neden olabilir. Yemek borusunda oluşan bu hasar yaralara neden olarak özofagus (yemek borusu ülserleri) gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Hatta bazı durumlarda alt özofagus astarına kadar ulaşan asitler kansere bile neden olabilir. Gastroözofageal reflünün diğer komplikasyonları arasında ise akciğer iltihabı ve enfeksiyonları, boğaz iltihabı ve sinüslerde sıvı toplanması ile orta kulak hastalıkları gibi sağlık sorunları vardır. Neyse ki bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve mide ilaçları belirtileri hafifletmeye yardımcı olurken hasarı en aza indirgeyebiliyor. Eğer gastroözofageal reflü belirtileri ile birlikte inatçı öksürük ve göğüs ağrısı gibi belirtiler varsa mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Mide, yutak, yemek borusu ve boğaz dokularına daha fazla zarar gelmeden doktor tedavisine başlamak sağlık açısından gereklidir. Gastroözofageal reflünün başka ve daha ciddi hastalıklara neden olmaması için erken tedavi oldukça önemlidir. Erken teşhis ile başlayan erken gastro özofageal reflü tedavisi mide ve yemek borusunun en az hasar ile hastalıktan kurtulmasını sağlar. Bu nedenle herhangi bir mide ekşimesi ya da gastroözofageal reflü belirtisi durumunda hemen bir doktora danışmanızda fayda olacaktır.

Alzheimer Nasıl Başlar?

Alzheimer, ölümcül ve ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Alzheimer beyin hücrelerinin yok olmasına neden olurken hastalarda hafıza kaybı ve hareket fonksiyonlarında yetersizlik görülür. Alzheimer’da hastalığın erkenden teşhis edilmesi hastalığın hızla ilerlemesini önlemek için oldukça önemlidir. Çünkü alzheimer aşamaları hızla ilerleyebilir.

Alzheimer Nasıl Başlar ve Alzheimer Belirtileri:

– Alzheimer ve hafıza kaybı
Alzheimer hastalığının ilk belirtisi kronikleşen hafıza kayıplarıdır. Alzheimer Derneği göre bilinenin aksine hafıza kaybı yaşlanmanın normal bir parçası değildir. Hafıza kaybı küçük unutkanlıklarla başlayabilir. Özellikle özel günlerin, kişi isimlerinin ve mekan isimlerinin unutulması olarak ortaya çıkar.

– Sorunların çözümünde zorluk yaşamak
Özellikle sayısal veriler üzerinde çalışan insanlarda Alzheimer hastalığı görüldüğünde sorunların çözülmesinde zorluk yaşanabilir. Ya da evde yemek hazırlamak gibi basit talimatların yerine getirilememesi de hastalık belirtisi olarak görülebilir. Ayrıca mali konularda da takipsizlik oluşur. Aylık faturaların hesaplanmasında ve ödenmesinde zorluk yaşanabilir.

– Bilinen görevler ile ilgili sorunlar
Alzheimer Araştırma Vakfı Fisher Merkezi, Alzheimer’ın başka bir belirtisinin günlük görevleri planlamada zorluk çekmek olduğunu savunmaktadırlar. Her gün kullanılan eve gidiş yolu karıştırılabilir, telefon ya da televizyonun nasıl çalıştığı unutulabilir ya da basit kart oyunlarının kuralları unutulabilir.

– Zaman veya yer hakkında karışıklık yaşamak
Alzheimer hastalarında genel olarak yer ve zaman karışıklıkları yaşanmaktadır. Bir olayın nerede ve ne zaman olduğu karıştırılır. Özellikle eski anılar anlatılırken bu belirti daha çok ortaya çıkacaktır.

– Görsel sorunlar yaşamak
Görme sorunları, Alzheimer işareti olarak görülebilir. Bazı insanlarda okuma, renk belirleme veya uzaklık ile ilgili duyularda azalma görülebilir. Bu durum özellikle araba sürme esnasında tehlikeli kazalara neden olabilir. İlerleyen vakalarda kişi aynada gördüğü kendi yansımasını başka bir insan sanabilir, o insandan korkabilir ya da sohbet edebilir. Alzheimerda denge kaybı da yaşanmaktadır.

– Konuşma ya da yazmada zorluk yaşamak
Alzheimer hastalarında en sık görülen belirtiler arasında konuşmada ve yazma da zorlanma belirtileri vardır. Konuşmayı sürdürmekte zorluk çekilirken yanlış kelimeler kullanılabilir. Bazı kelimeler hatırlanmadığı için o kelimeyi çağrıştıracak kelimeler de kullanılabilir. Kelimede bir sorun olduğunu ve yanlış bir kelime kullanarak yanlış isteklerde bulunmak yaygın olarak görülen bir durumdur.

– Değerli eşyaların kaybedilmesi
Alzheimer Derneği hastalığın en sık görülen belirtilerin birinin değerli eşyalarının kaybedilmesi olduğunu söylemektedir. Genellikle eşyaların kaybedilmesinin nedeni yanlış yere konmasından kaynaklanmaktadır. Mesela hasta olan kişi gözlüğünü baş ucuna koymak yerine buzdolabının içine koyabilir.

– Kötü kararlar vermek
Kötü kararlar Alzheimer hastalarında çeşitli biçimlerde görülebilir. Mesela hasta olan kişi eve pizza söylediğinde pizzacıya olması gerekenden çok daha fazla para ödeyebilir. Ya da kıyafetlerinin hepsini atarak gidip yeni kıyafetlere tüm parasını verebilir. Alzheimer hastalarında genel olarak maddi ve ekonomik kararlarda büyük hatalar görülebilir.

– İçine kapanık olma
İçine kapanık olmak Alzheimer hastalığının başka bir belirtisidir. Bir yerde oturup bir şeyler içerken hasta aniden durup o ortamdan ayrılmak isteyebilir. Genelde bir açıklama yapamadan sadece gitmek isterler. Bu gibi farklı ve garip yalnız kalma istekleri Alzheimer belirtisi olabilir. Sosyal anlamda geri çekilme, Alzheimer Derneğine göre hastanın değişiklikleri fark ederek utanç duymasından kaynaklanmaktadır.

– Ruh hali değişiklikleri
Alzheimer, hem beyin hem de ruh sağlığını etkileyen bir hastalıktır. Hastada oluşan kafa karışıklıkları, unutkanlıklar ve hafıza kayıpları duygusal anlamda onu etkiler. Endişeli, agresif, sinirli ya da aşırı duygusal olabilir. Çoğu Alzheimer hastası aniden heyecanlanırken ve mutlu olurken birden üzgün hissetmeye başlayabilir. Alzheimer hayatı ve hızlı ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerin erkenden teşhis edilmesi önemlidir.

Alzheimer için hangi doktora gidilir?
İlk olarak nöroloji doktoruna görünülmesi önerilir. Eğer başka bir doktorun da görmesi gerekiyorsa uzman doktor sevk edecektir.

Kolesterol Neden Yükselir: Yüksek Kolesterol Belirtileri

Yüksek kolesterol vücutta bazı etkiler yaratır. En yaygın belirti yorgunluk ve halsizliktir. Damarlarda biriken maddeler plak oluşturarak arterlerin duvarlarında tıkanıklığa neden olabilir. Bu da koroner kalp hastalığı, CHD ve mikrovasküler koroner hastalığı gibi hastalıklara sebebiyet verebilir. Yüksek kolesterol sonucunda doğrudan olmasa da yarattığı etkiler nedeni ile yorgunluk hissedilebilir.

Yüksek kolesterolün belirtileri nelerdir?

– Ateroskleroz
Ateroskleroz, arter duvarlarında plak birikimi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Ateroskleroz için en önemli risk faktörü yüksek kolesteroldür. Plak gibi maddeler kanda bulunan kolesterol ve yağ maddelerinin ya da kalsiyum gibi maddelerin birbirine yapışması ile oluşur. Bu birikintiler kalbin kan akışını yavaşlatırken vücudun diğer bölgelerinde bulunan damar duvarlarının da daralmasına neden olabilir. Bu hastalık koroner kalp hastalığına neden olabilir aynı zamanda mikrovasküler hastalığı da tetikleyebilir. Kalp hastalıklarının neredeyse tümü yorgunluk hissine neden olur.

– Mikrovasküler koroner hastalığı
Mikrovasküler hastalığında arterlerde koroner kalp hastalığında oluşan birikimden daha az bir plak oluşur. Plaktan kaynaklanan damar tıkanıkları daha azdır. Kadınlar menopoz sırasında östrojen hormonunda düşüş yaşarlar. Bu düşüş nedeni ile hastalık erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülmektedir. Mikrovasküler hastalığında kalp krizi riski artar, ancak belirtiler biraz daha farklıdır. Ayrıca bu hastalıkta kalp daha hızlı çalışmak zorunda kaldığı için daha çabuk yorulma gibi belirtiler de ortaya çıkabilir.

– Kolesterol testleri
Tıbbi olarak lipid profili olarak bilinen, kolesterol testi Amerikan Kalp Derneği göre 20 yaşında yapılmaya başlamalıdır. Bu testin her beş yılda bir tekrarlanması gerekir. Bu test kalp hastalığına yakalanma riskini belirlemek için de kullanılabilir. Kolesterol düzeyleri çok yüksek sonuçlar gösterdiğinde doktor tedaviye erkenken başlayarak CHD ve cmd gibi kardiyovasküler komplikasyonları önlemeye yardımcı olabilir.

– Sağlıklı kolesterol düzeyleri
Sağlıklı kolesterol seviyesi kolesterol türüne göre değişir. Düşük yoğunluklu lipoprotein LDL, 129 mg/dl veya daha az olmalıdır. En iyi seviye 100 mg/dl olarak kabul edilir. LDL kolesterol iyi kolesterol olarak da bilinmektedir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein, yani kötü kolesterol olarak bilinen HDL, daha düşük seviyelerde olmalıdır. En normal düzey 60 mg/dl veya daha büyük olmalıdır. Total kolesterol 200 mg/dl seviyesinden daha yüksek olmamalıdır. Değerler 200 mg’dan daha yüksek olduğunda yüksek kolesterolden bahsedilebilir.

– Yüksek kolesterol nasıl düşürülür?
Yüksek kolesterol tedavisinde beslenme düzenine dikkat edilmelidir. İlaç tedavisinin yanı sıra yüksek yağlı aperatifler, patates cipsi ve kurabiye gibi yüksek kolesterollü besinler tüketilmemelidir. Bunlar yerine yüksek kolesterole iyi gelen yiyecekler; taze meyve ve sebze tüketilebilir. Doymuş yağlar, kırmızı et, tam yağlı süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerden kaçınılmalıdır. Bu besinler yerine kümes hayvanları, balık, yağsız süt ürünleri tercih edilebilir. Yüksek kolesterol için diyet listesi hazırlanması önerilir. Beslenme düzenine destek olmak için egzersiz de yapılmalıdır. Haftanın bir günü 30 dakika kadar hafif egzersizler yapılabilir. Bu egzersizler kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olacaktır.

Fazla kiloya sahip olmak kolesterolü artıran bir başka nedendir. Bu nedenle fazla kiloların verilmesi için diyet uygulamaları da yapılabilir. Eğer beslenme düzenin planlanmasına ve yapılan egzersizlere rağmen kolesterol seviyesi dengelenmiyorsa doktor kolesterol ilaçları tavsiye edebilir.

Yüksek kolesterol için limon sarımsak karışımı en sık kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Ayrıca kolesterol için elma sirkesi de önerilir. Her gün 1 bardak suyun içerisinde bir ya da 2 çay kaşığı elma sirkesi eklenerek tüketilebilir. Ancak bu çözümler uygulanmadan önce doktora danışılması gerekir.

Yüksek kolesterol belirtileri görüldüğünde mutlaka bir doktora görünmek gerekir. Çünkü kolesterol seviyelerinin yüksek olması kalp sorunları başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa neden olabilir. Hastalığın erken teşhisi ile uygulanan tedavi yöntemleri sayesinde kalp sorunları da oluşmadan engellenebilir. Çok çabuk yorulma ve halsizlik gibi durumlar birlikte eğer nefes darlığı ve damar tıkanıklığı gibi sağlık sorunları da yaşanıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Huzursuz Bacak Sendromu

Çok uykulu olmasına rağmen, uykuyu engelleyen bacak ağrısı, insanlar için büyük bir rahatsızlıktır. Bu duruma genellikle huzursuz bacak sendromu denir. Kişinin bacaklarda uzun ve sürekli ağrıya sahip olması, yaşam kalitesini düşüren bir rahatsızlıktır. Huzursuz bacak sendromu, dünyadaki insan popülasyonunun yaklaşık% 40’ında görülür. Bu çok önemli bir oran olmadığı için geçmişten günümüze bu rahatsızlığın giderilmesine yönelik birçok araştırma yapılmıştır.

Huzursuz Bacak Sendromu Belirtileri

Huzursuz bacak sendromu olan insanların bacaklarında zonklama ve renk bozulması gibi belirtiler görülebilir. Bu sendrom, hareket halindeyken veya hareket halindeyken kişinin daha çabuk yorulmasına izin verir, ancak belirtiler aslında kişinin istirahati sırasında ortaya çıkar. Özellikle geceleri ağırlaşan belirtiler, kişinin uyku sorunlarına neden olabilir. Kısaca HBS denilen huzursuz bacak sendromu her yaştan görülebilir ve genellikle HBS semptomlarının bu insanlar kadar şiddetli olduğu görülür. Yapılan araştırmalara göre; Kadınlar HBS oluşumuna erkeklerden daha eğilimlidir. Huzursuz bacak sendromunun kesin nedeni bilinmemektedir. Bununla birlikte, bazı durumlarda görmenin daha kolay olduğu görülmüştür.

Huzursuz bacak sendromu kimlerde görülür?

– Hamilelik
– Obezite
– Sigara alışkanlığı
– Demir eksikliği
– Anemi
– Sinir hastalığı
– Diyabet
– Böbrek yetmezliği
– Yüksek tansiyon
– Kalp hastalığı

Bu rahatsızlık için reçeteli ilaçlar da mevcuttur. Bununla birlikte, hem vücut sağlığının korunması hem de daha hızlı iyileşme için bitkisel ilaçlar seçmek daha doğrudur. Huzursuz Bacak Sendromuna uygulanabilecek 8 bitkisel tedavi aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Huzursuz bacak sendromu nasıl geçer: Huzursuz bacak sendromuna bitkisel çözüm

1. Elma sirkesi bacak ağrısına iyi gelirmi?

Elma suyu vücuttaki pH dengesini taşır ve besin emilimini hızlandırarak özellikleri arttırır. Bu özellikler, elma sirkülasyonu huzursuz bacak sendromunu neden ile tedavi etmek için kullanılır.
– Bir bardak ılık suya bir çorba kaşığı eklenir. Bu karışım, yatmadan önce yaklaşık yarım saat yavaşça yırtılarak ayrılır. Bu her gün tekrarlanır. Tadın dayanılmaz olduğunu söyleyenler bunun yerine bir tableti her gece yatmadan önce tabletlerin elma flakonlarından yutabilirler. Bununla birlikte, tablet, elma sularında kimyasal bileşenler içerdiğinden, kişi üzerinde alerjik bir etkiye sahip olabilir. Bu yan etkiyi korumak için, tablet şeklinde elma şurupları bir doktor tarafından tüketilmelidir.
– Alternatif bir tedavi olarak; Yatmadan önce her gece az miktarda elma sirk bacaklarına hafifçe sürülerek beslenebilir.

2. Huzursuz bacak sendromu sıcak su ve soğuk su uygulamaları

Sıcak ve soğuk kompresler uygulamak, bacak kaslarınızı dönüşümlü olarak gevşetir ve ayrıca HBS ile ilişkili semptomları hafifletmeye ve krampları hafifletmeye yardımcı olabilir. Soğuk kompres iltihabı azaltılırken, sıcak kompres kan dolaşımını düzenlerken.
– İki havzadan biri sıcak su ve soğuk su ile doldurulur.
– Sonra ayaklar üç dakika boyunca sıcak suda tutulur.
– 3 dakika sonra ayaklar 1 dakika dinlenmeye bırakılır ve hemen soğuk su ile yaklaşık 1 dakika beklenir.
– Bu işlem iki veya üç kez tekrarlanır.
– Bu tedavinin etkili sonuçlarını görmek için günde iki kez uygulanmalıdır. Önerilen; Sabah ve sonra yatmadan önce bir kez uygulandı.

3. Melas

Melas, huzursuz bacak sendromunun çeşitli semptomlarını tedavi ettiği düşünülen demir açısından zengin bir maddedir. Solunum sistemini güçlendirmek için hemoglobine yapışan demir maddeler akciğerlere taşınır. Demir aynı zamanda enerji üretimi sağladığı için metabolizma için de gereklidir. Bunu çoğu sağlık veya doğal gıda mağazalarında bulabilirsiniz.
– Bir çorba kaşığı pekmezi bir bardak suya karıştırın.
– Bu karışım yataktan yarım saat önce tüketilir.
– Bu tedavi en iyi sonucu elde etmek için her gün uygulanır.
Aynı zamanda, pekmez, elma suyu ve bir bardak su bir çorba gibi karıştırılabilir.

4. Sülfat

Yatmadan önce sülfat veya epsom tuz banyosu yapmak, gece boyunca rahatça uyuyabilmenize yardımcı olabilir. Magnezyum sülfat tuzu, kaslar ve sinirler üzerinde sakinleştirici etkiye sahiptir.
– Bir bardak magnezyum sülfat tuzu ılık banyo suyuna dökülür. Tuzun suda erimesine yardım etmek için su el ile karıştırılır.
– Bu karışımın içinde 30 dakika kadar beklenir.
– Etkili sonuçlara ulaşabilmek için bu tedavi her gün uygulanmalıdır.

5. Tonik

Kinin, huzursuz bacak sendromunun çeşitli semptomlarının sinir sistemi üzerinde hareket ederek yok olmasına yardımcı olabilecek bir maddedir. Bu madde bir gaz tonik bileşeni içerir ve özelliklerini bu bileşikten alır. Kas gevşetici özellikleri ve kaslara doğru kan akışını hızlandırır.
Yüksek dozda kinin negatif yan etkilere neden olabilir. Yani kullanılan miktar çok önemlidir. Kinin tonik, 250 gram başına yaklaşık 20 mg güvenli bir şekilde kullanılabilir.

6. Kafur

Kafur bitkisi, huzursuz bacak sendromunun neden olduğu iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olan ve semptomları hafifleten antispazmodik özellikler içerir.
Yatmadan önce, bu bitkinin yağından az miktarda yağ alın ve bacaklarınız üzerinde sürün ve hafifçe ovun. Birkaç dakika içinde bacaklarınızda karıncalanma ve ağrı hissi olmaz. Her gün, bu tedavi etkili sonuçlar elde etmenize yardımcı olacaktır.
Bu tedavi için piyasada satılan kafur kremini de kullanabilirsiniz.

7. Hindistan cevizi yağı

Hindistan cevizi yağı, huzursuz bacak sendromu için etkili bir tedavi olarak bilinir. Kan dolaşımını arttırmak ve gecelerin rahat uyuyabilmesini sağlamak için sinirleri ve kasları sakinleştiren bileşenlere sahiptir.
– Hindistan cevizi yağı cezvede ısıtılır ve ardından bacaklara ovarak sürülür. Ovma işlemi bacak yağı emene kadar devam edebilir.
– Dairesel hareketler ve ayak bileklerinden yukarı doğru hareketler uygulayarak bacaklarınıza masaj yapmanız gerekmektedir.
– Kaslarınızı gevşetmeniz için bu tedaviyi her gün uygulamalısınız.
Bu tedavide aynı yöntemler ile birlikte Hindistan cevizi yağı yerine hardal yağı da kullanabilirsiniz.

8. Lavanta yağı

Lavanta yağı kas gevşetici olarak kullanılır ve RLS ile ilişkili semptomları azaltmaya yardımcı olabilir. Aynı zamanda, lavanta yağının aromatik kokusu, daha iyi uyumak için size yardımcı olacak sakinleştirici bir etkiye sahiptir.
– Sadece birkaç damla lavanta yağı her gece uyumadan önce iki ayağın da altlarına sürülmelidir.
– Alternatif bir yöntem olarak, bir kaç damla lavanta yağını ılık su dolu bir leğenin içine ekleyin ve iyice karıştırın. Her gece yatmadan önce ayaklarınızı 10 dakika boyunca bu suyun içerisinde tutun.

NOT: Huzursuz bacak sendromunun tam bir tedavisi olmasa da ağrılar ve rahatsızlık hissi gibi belirtiler hafifletilebilir.

Huzursuz Bacak Sendromuna Hangi Doktor Bakar?

Huzursuz bacak sendromu durumunda mutlaka ilk olarak ortopediste gidilir. Eğer başka bir sorun söz konusu ise doktor gerekli doktora sevk edecektir.

Tüm bu tedavilerin yanı sıra egzersiz yapmak, tüketilen kafeini sınırlamak, sigara ve alkol gibi maddelerden uzak durmak huzursuz ayak sendromu oluşma riskini azaltacaktır.

Kronik Öksürük Neden Olur?

Kronik öksürük, yetişkinlerde sekiz hafta veya daha uzun süren ya da çocuklarda dört hafta süren öksürüktür. Kronik öksürük sadece bir rahatsızlıktan daha fazlasıdır. Kronik bir öksürük, uykunuzu kesebilir ve yorgun hissetmenize neden olabilir. Şiddetli kronik öksürük vakaları kusmaya, baş dönmesine ve hatta kaburga kırılmasına neden olabilir.

Kronik öksürüğü tetikleyen problemi belirlemek bazen zor olsa da, en yaygın nedenler tütün kullanımı, postnazal damlama, astım ve asit reflüdür. Neyse ki, kronik öksürük altta yatan problem tedavi edildikten sonra genellikle kaybolur.

Kronik Öksürük Belirtileri

Kronik öksürük diğer belirti ve semptomlarla birlikte olabilir ve şunları içerebilir:

  • Akan veya tıkalı bir burun
  • Boğazınızın arkasından akan sıvı hissi (postnazal damlama)
  • Sık boğaz temizleme ve boğaz ağrısı
  • Ses kısıklığı
  • Hırıltı ve nefes darlığı
  • Mide ekşimesi veya ağzınızda ekşi bir tat
  • Nadir durumlarda, kan öksürük

Kronik Öksürük Nedenleri

Ara sıra öksürük normaldir. Akciğerlerinizden gelen tahrişleri ve salgıları temizlemeye yardımcı olur ve enfeksiyonları önler.

Bununla birlikte, haftalarca devam eden öksürük genellikle bir tıbbi sorunun sonucudur. Birçok durumda, birden fazla neden söz konusudur.

Kronik öksürük vakalarının çoğundan aşağıdaki sebepler tek başlarına veya kombinasyon halinde sorumludur:

  • Postnasal damlama. Burnunuz veya sinüsleriniz ekstra bir mukus oluşturduğunda, boğazınızın arkasına damlayabilir ve öksürük refleksinizi tetikleyebilir. Bu duruma ayrıca üst solunum yolu öksürük sendromu (UACS) denir.
  • Astım. Astımla ilişkili öksürük, mevsimlerle birlikte gelebilir ve üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası ortaya çıkabilir veya soğuk havaya veya belirli kimyasallara veya kokulara maruz kaldığınızda daha da kötüleşebilir. Bir tür astımda (öksürük-varyant astım), öksürük ana semptomdur.
  • Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD). Bu yaygın durumda, mide asidi midenizi ve boğazı (özofagus) bağlayan tüpe geri akar. Sürekli tahriş kronik öksürüğe yol açabilir. Öksürük, sırayla, GERD – kısır bir döngüyü kötüleştirir.
  • Enfeksiyonlar. Bir öksürük diğer zatürre, grip, soğuk algınlığı veya diğer solunum yolu enfeksiyonu semptomlarının giderilmesinden sonra çok uzun sürebilir. Yetişkinlerde kronik öksürüğün sık görülen ancak az bilinen bir nedeni boğmaca olarak da bilinen boğmacadır.
  • Tansiyon ilaçları. Genellikle yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği için reçete edilen anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörlerinin, bazı kişilerde kronik öksürüğe neden olduğu bilinmektedir.
  • Kronik bronşit. Büyük solunum yollarınızın (bronşiyal tüpler) uzun süredir devam eden bu iltihabı, renkli balgam oluşturan bir öksürüğe neden olabilir. Kronik bronşitli çoğu insan mevcut veya eski sigara içenlerdir. Kronik bronşit, genellikle kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) adı verilen sigarayla ilişkili akciğer hastalığının spektrumunun bir parçasıdır. Amfizem de bu terim altında yer almakta olup, kronik bronşit ve amfizem sıklıkla KOAH’lı mevcut veya eski sigara içenlerde bir arada bulunmaktadır.

Daha az sıklıkla, kronik öksürük neden olabilir:

  • Aspirasyon (yetişkinlerde yiyecek, çocuklarda yabancı cisimler)
  • Bronşektazi (hasarlı hava yolları)
  • bronşiyolit
  • Kistik fibroz
  • Laringofaringeal reflü (mide asidi boğaza doğru akar)
  • Akciğer kanseri
  • Nonastmatik eozinofilik bronşit (astımdan kaynaklanan hava yolu inflamasyonu)
  • Sarkoidoz (vücudunuzun farklı bölgelerindeki enflamatuar hücrelerin toplanması, en yaygın olarak akciğerler)

Kronik Öksürük Risk Faktörleri

Mevcut veya eski bir sigara içicisi olmak, kronik öksürük için önde gelen risk faktörlerinden biridir. Sigara dumanına sık sık maruz kalmak ayrıca öksürük ve akciğer hasarına da yol açabilir.

Kadınlar daha hassas öksürük reflekslerine sahip olma eğilimindedirler, bu yüzden erkeklerden daha fazla kronik öksürük geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Kronik Öksürük Komplikasyonları

Kalıcı öksürüğün olması yorucu olabilir. Öksürük, uykunuzu bozabilir ve aşağıdakiler gibi çeşitli başka sorunlara neden olabilir:

  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Asiri terleme
  • Mesane kontrolünün kaybı (üriner inkontinans)
  • Kırık kaburga
  • Çıkış (senkop)

Kronik Öksürük Tedavisi

Kronik öksürük nedenini belirlemek etkili tedavi için çok önemlidir. Çoğu durumda, kronik öksürüğünüzde birden fazla altta yatan rahatsızlık meydana gelebilir.

Bir ACE inhibitörü ilacı kullanıyorsanız, doktorunuz sizi yan etki olarak öksürüğü olmayan başka bir ilaca yönlendirebilir.

Kronik öksürüğü tedavi etmek için kullanılan ilaçlar şunları içerebilir:

  • Antihistaminler, glukokortikoidler ve dekonjestanlar. Bu ilaçlar alerjiler ve postnazal damla için standart tedavidir.
  • Solunan astım ilaçları. Astımla ilişkili öksürük için en etkili tedaviler, enflamasyonu azaltan ve solunum yollarınızı açan glukokortikoidler ve bronkodilatörlerdir.
  • Antibiyotikler. Bakteriyel enfeksiyon kronik öksürüğe neden oluyorsa, doktorunuz antibiyotik reçete edebilir.
  • Asit blokerleri. Yaşam tarzı değişiklikleri asit reflü ile ilgilenmediğinde, asit üretimini engelleyen ilaçlarla tedavi edilebilir. Bazı insanlar sorunu çözmek için ameliyat gerekir.
  • Öksürük gidericiler. Öksürüğünüzün nedeninin belirlenememesi ve sizin uykusuz kalmanız gibi ciddi sorunlara yol açması durumunda, doktorunuz öksürük baskılayıcıyı reçete edebilir. Bununla birlikte, reçetesiz öksürük ilaçlarının etkili olduğuna dair kanıt yoktur.

Kronik ÖksürükKronik Öksürük Evde Tedavi

Öksürüğün nedenini tedavi etmek için doktorunuzun verdiği planı takip edin. Bu arada, öksürüğe ne iyi gelir ve öksürüğünüzü hafifletmek için şu ipuçlarını evde tedavi için deneyebilirsiniz:

  • Bol Sıvı Tüketimi: Sıvı, boğazınızdaki mukusu incelmeye yardımcı olur. Et suyu, çay veya meyve suyu gibi sıcak sıvılar boğazınızı yatıştırır.
  • Öksürük damlaları veya sert şekerlemeler emmek: Kuru bir öksürüğü hafifletebilir ve tahriş olmuş bir boğazı yatıştırır.
  • Buhar: Bir nemlendirici kullanın veya buharlı bir duş alın.
  • Sigara dumanından kaçının: Sigara veya nefes alan ikinci el dumanı akciğerlerinizi tahriş eder ve diğer faktörlerin neden olduğu öksürükleri daha da kötüleştirebilir. Sigara içiyorsanız, bırakmanıza yardımcı olabilecek programlar ve ürünler hakkında doktorunuzla konuşun.

Meme İltihabı

Mastitis meme dokusunun, meme ağrısı, şişlik, sıcaklık ve kızarıklık ile sonuçlanan bir enfeksiyondur. Ayrıca ateş ve titreme olabilir. Mastitis genellikle emziren kadınları (emzirme mastiti) etkiler, ancak bazen bu durum emzirmeyen kadınlarda ortaya çıkabilir.

Çoğu durumda, laktasyon mastiti doğumdan sonraki ilk altı ila 12 hafta içinde ortaya çıkar (postpartum), ancak daha sonra emzirme sırasında olabilir. Bu durum, bebeğinizin bakımını zorlaştırmanıza neden olabileceğinden, kendinizi kötü hissetmenize neden olabilir.

Bazen mastitis bir anneyi bebeği istemeden önce emmeye yönlendirir, ancak meme beslemesine devam ederken, mastit için bir antibiyotik alırken bile sizin ve bebeğiniz için daha iyidir.

Meme İltihabı Belirtileri

Mastitis ile, belirti ve bulgular aniden ortaya çıkabilir ve şunları içerebilir:

  • Dokunuşta meme hassasiyet veya sıcaklık
  • Genel olarak hasta hissetmek (halsizlik)
  • Meme şişmesi
  • Sürekli veya emzirme sırasında ağrı veya yanma hissi
  • Genellikle kama şeklinde bir desende cilt kızarıklığı
  • 101 F (38.3 C) veya daha yüksek ateş

Mastit genellikle emzirmenin ilk birkaç haftasında gerçekleşmesine rağmen, emzirme sırasında herhangi bir zamanda olabilir. Laktasyon mastiti sadece bir memeyi etkileme eğilimindedir.

Ne zaman doktora görünmek gerekir?

Çoğu durumda, göğsünüzün hassasiyet ve kızarıklık alanı olduğunu fark etmeden önce birkaç saat boyunca grip benzeri belirtilerle kendinizi hasta hissedersiniz. Bu belirti ve semptom kombinasyonunu tanıdığınız anda doktorunuza başvurma zamanı gelmiştir.

Doktorunuz muhtemelen teşhisi doğrulamak için sizi görmek isteyecektir. Oral antibiyotikler genellikle bu durumun tedavisinde etkilidir. Daha önce mastitiniz varsa, doktorunuz telefon üzerinden antibiyotik reçete edebilir. Belirtileriniz ve belirtileriniz antibiyotiğin ilk iki gününden sonra düzelmezse, durumunuzun daha ciddi bir problemin sonucu olmadığından emin olmak için hemen doktorunuza başvurun.

Meme İltihabı Nedenleri

Emzirme, öğrenilmiş bir beceridir ve zayıf teknik, mastitisin ana nedeni olan memede sütün tutulmasıyla sonuçlanabilir. Diğer nedenler şunlardır:

  • Tıkanmış bir süt kanalı. Göğüsler beslemede tamamen boşalmazsa, süt kanallarınızdan biri tıkanabilir ve bu da süt enfeksiyonuna neden olur ve bu da göğüs enfeksiyonuna yol açar.
  • Göğüslerinize giren bakteriler. Cildinizin yüzeyindeki bakteri ve bebeğin ağzı, süt kanalınızın ucunda veya süt kanal açıklığından geçerek süt kanallarına girebilir. Yeterince boşaltılamayan bir memede durgun süt, bakteri için bir üreme alanı sağlar. Sütünüzün antibakteriyel özellikleri bebeğinizin enfeksiyondan korunmasına yardımcı olur.

Risk faktörleri

Mastit için risk faktörleri şunlardır:

  • Doğumdan sonraki ilk birkaç hafta boyunca emzirme
  • Boğaz veya kırık nipeller, mastitis kırık deri olmadan gelişebilir, ancak
  • Emzirmek için sadece tek bir pozisyonu kullanarak, göğsünüzü tamamen boşaltamayabilirsiniz.
  • Sıkı bir sütyen giymek veya göğsünüze emniyet kemeri kullanmaktan veya ağır bir çanta taşımaktan baskı uygulayarak süt akışını kısıtlayabilir.
  • Aşırı yorgun veya stresli olmak
  • Emzirirken önceki mastitis
  • Zayıf beslenme

Meme İltihabı Komplikasyonlar

Mastitis yeterince tedavi edilmezse veya tıkalı bir kanalla ilişkili ise, göğsünüzde bir irin toplanması (apse) gelişebilir ve kalınlaşma ile bir göğüs kitlesi veya sertlik bölgesi oluşturabilir. Bir apse genellikle cerrahi drenaj gerektirir. Bu komplikasyondan kaçınmak için, mastit belirtileri veya semptomları geliştirir öğrenmez doktora başvurunuz.

Meme İltihabı Önleme

Bebeğinizle emzirme ilişkinizi en iyi şekilde başlatmak için – ve mastitis gibi komplikasyonları önlemek için – bir laktasyon danışmanıyla görüşmeyi düşünün. Bir emzirme danışmanı size uygun meme emzirme teknikleri için ipuçları verebilir ve değerli tavsiyelerde bulunabilir.

Bu ipuçlarını takip ederek mastit olma şansınızı en aza indirin:

  • Emzirirken sütü göğsünüzden tamamen boşaltın.
  • Beslenme sırasında bebeğinizin diğer memeye geçmeden önce bir memeyi tamamen boşalmasına izin verin.
  • Emzirmek için kullandığınız pozisyonu bir beslemeden diğerine değiştirin.
  • Beslenme sırasında bebeğinizin düzgün bir şekilde kilitlendiğinden emin olun.

Meme İltihabı Teşhisi

Doktorunuz, ateş, titreme ve göğüs ağrısı gibi belirtileri ve semptomları göz önünde bulundurarak, fiziksel muayeneye dayanarak mastiti teşhis eder. Bir başka açık işaret meme üzerinde meme ucuna doğru işaret eden ve dokunuşa hassas olan kama şeklinde bir kızarıklık bölgesidir.

Doktorunuz meme ağrınız olmadığından emin olun – mastitis hemen tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilecek bir komplikasyon. Anne sütünün bir kültürü, özellikle enfeksiyonunuz şiddetli ise, sizin için en iyi antibiyotiğin belirlenmesinde doktorunuza yardımcı olabilir.

Göğüs kanseri inflamatuar meme kanseri – nadir bir formu da başlangıçta mastit ile karıştırılabilir kızarıklık ve şişlik neden olabilir. Doktorunuz bir diyagnostik mamogram önerebilir. Eğer belirtileriniz ve belirtileriniz bir antibiyotik kürünü tamamladıktan sonra da devam ederse, meme kanseri olmadığından emin olmak için biyopsi gerekebilir.

Meme İltihabına Ne İyi Gerli? Ev Tedavisi

Mastitis tedavisi genellikle şunları içerir:

  • Antibiyotikler. Mastitis tedavisi genellikle 10-14 günlük bir antibiyotik gerektirir. Antibiyotik kullanmaya başladıktan 24 ila 48 saat sonra tekrar iyi hissedebilirsiniz, ancak nüks şansınızı en aza indirmek için tüm hapları almanız önemlidir.
  • Ağrı kesiciler. Doktorunuz asetaminofen (Tylenol, diğerleri) veya ibuprofen (Advil, Motrin IB, diğerleri) gibi hafif bir ağrı kesiciyi tavsiye edebilir.
  • Emzirme tekniğinizde ayarlamalar. Emzirirken memelerinizi tamamen boşaltdığınızdan ve bebeğinizin doğru bir şekilde mandallandığından emin olun. Doktorunuz emzirme tekniğinizi sizinle birlikte inceleyebilir veya size yardım ve sürekli destek için bir emzirme danışmanına başvurabilir.
  • Kişisel Bakım. Dinlenmeye devam edin, emzirmeye devam edin ve vücudunuzun meme enfeksiyonuna karşı savaşmasına yardımcı olmak için ekstra sıvıları kullanın.

Mastitisiniz antibiyotik aldıktan sonra temizlenmezse, doktorunuza başvurmanız önemlidir, böylece daha fazla teste ihtiyacınız olup olmadığına karar verebilir.

Yaşam tarzı ve ev ilaçları

Mastitiniz varsa, emzirmeye devam etmek güvenlidir ve enfeksiyonu temizlemeye yardımcı olur.

Rahatsızlığınızı azaltmak için:

  • Bebeğiniz aç olduğu sürece ve sık sık emzirmeye devam edin.
  • Mümkün olduğunca, tercihen bebeğinizle yatağınızda, sık beslenmeleri teşvik edecek şekilde dinlenin.
  • Emzirmeden önce göğsünüzün süt ile uzun süre aşırı doldurulmasından kaçının.
  • Emzirme pozisyonlarınızı değiştirin
  • Bol sıvı tüketin
  • Memenin bir bölümünü boşaltmada sorun yaşıyorsanız, emzirmeden veya süt pompalamadan önce göğsünüze sıcak kompres uygulayın veya sıcak bir duş alın
  • Destekleyici sütyen giyin

Enfekte memede emzirmek çok acı veriyorsa veya bebeğiniz o memede hemşireyi reddediyorsa, pompalama veya el-ifade eden sütü deneyin.

Yumurtalık Kistlerine Ne İyi Gelir?

Yumurtalık kistleri, bir yumurtalıkta veya yüzeyinde sıvı dolgulu keseler veya ceplerdir. Kadınlarda, uterusun her iki tarafında iki tane yumurta vardır – her biri bir bademin boyutu ve şekli ile ilgilidir. Yumurtalıklarda gelişen ve olgunlaşan yumurtalar (ova), doğurganlık dönemlerinde aylık döngüler halinde salınır. Yumurtalık kistleri ne iyi gelir ayrıca evde tedavi ile bu hastalıktan rahatlamanızı sağlayacak bitkisel yöntemleri uygulayın.

Birçok kadın bir süredir yumurtalık kistlerine sahiptir. Çoğu yumurtalık kisti, az ya da hiç rahatsızlık verir ve zararsızdır. Çoğunluk birkaç ay içinde tedavi olmaksızın kaybolur. Bununla birlikte, yumurtalık kistleri özellikle yırtılmış olan ciddi semptomlara neden olabilir. Sağlığınızı korumak için düzenli pelvik muayeneler yapın ve potansiyel olarak ciddi bir sorunu işaret edebilecek belirtileri öğrenin.

Yumurtalık Kistlerinin Belirtileri

Bazı olgularda pelvik ağrı, bağırsak hareketlerinde değişiklikler, adet düzensizlikleri, adet döngüsü ve cinsel ilişki alt sırt bölgesinde ağrıya, rektumda veya mesanede, mide bulantısı ve kusmada baskıya neden olabilir. Çoğu durumda, yumurtalık kistleri birkaç ay içinde kaybolur. Bununla birlikte, bazı durumlarda durum biraz daha uzun sürebilir. Yumurtalık kistlerinin küçülmesine yardımcı olmak için bazı doğal ve bitkisel çözümler uygulanabilir.

Çoğu kist semptomlara neden olmaz ve kendi başına gider. Bununla birlikte, büyük bir yumurtalık kisti neden olabilir:

  • Pelvik ağrı – kistin yan tarafında alt karın bölgesinde mat veya keskin bir ağrı
  • Karnınızda dolgunluk veya ağırlık
  • Şişkinlik

Ne zaman doktora görünmek

Eğer varsa hemen tıbbi yardım alın:

  • Ani, şiddetli abdominal veya pelvik ağrı
  • Ateş veya kusma ile ağrı

Eğer bu belirti ve semptomlarınız varsa veya şok soğuk, nemli cildiniz varsa ayrıca hızlı solunum,baş dönmesi veya zayıflık durumu varsa hemen bir doktora görünmeniz gerekir.

Yumurtalık Kistlerine Ne İyi Gelir?

1. Isı

Isı, kas spazmları veya yumurtalık kistlerinin neden olduğu karın ağrısını azaltmada çok etkilidir. Yumurtalık kistik sıcak su torbası uygulaması ile ağrı kontrol edilebilir.
– Karın bölgesine ve pelvis bölgesine sıcak su torbası veya sıcak su şişesi konulabilir.
– Sıcak kompres en az 15 dakika bu alanlarda tutulmalıdır.
– Karın ağrısı meydana geldiğinde anında ısı uygulaması yapılabilir.

2. Hint yağı paketleri

Hint yağı paketleri yumurtalık kistleri için yüzyıllık bir çözümdür. Hint yağı, toksinleri vücuttan temizler. Bu lenfatik ve dolaşım sistemi için de önemlidir. Kistlerin bana yardım ediyor.
– Karın bölgesine iki veya üç kat gazlı bez yerleştirilir. Katlanmış kumaş tüm mideyi kaplayacak kadar geniş olmalıdır.
– Gazlı bez üzerine iki yemek kaşığı Hint yağı dökülür.
– Üzerine bir havlu koyup üzerine sıcak su torbası koy.
– Sıcak su ile yağlanan alan en az 30 dakika bekledikten sonra yıkanabilir.
– 3 ay boyunca haftada üç kez tekrarlayın.

Not: Hint kese paketleri, adet sırasında kullanılmamalıdır. Gebelik istenirse yumurtlama döneminden sonra kullanılmamalıdır.

3. Epsom tuzu

Epsom tuzu banyosu da büyük ölçüde ağrıyı hafifletir.
– Ilık suyla dolu sürahiye 1 fincan epsom tuzu eklenir.
Lavanta, gül ve yasemin gibi uçucu yağlar suya 5 ila 10 damla ilave edilir.
– Su tuzu çözmek için iyice karıştırılır.
– Banyoda 20 ila 30 dakika beklenebilir.
– Bu uygulama günde bir kez yapılmalıdır.

Yumurtalık kistine iyi gelen bitkiler:

4. Papatya çayı

Papatya çayı, yumurtalık kistlerini ve ilişkili ağrıyı azaltmak için kullanılır. Papatya çayı ağrısını yumuşatır ve rahatlatır ve ağrıyı hafifletir. Ayrıca, bu çay, adet düzensizliği dönemlerinde, sıcak besleyici ve uterus uyarıcı özellikleri ile kan akışını düzenlemeye yardımcı olur.
– Kurutulmuş papatya 1 su bardağa eklenir.
– Üst kapağı kapatın ve demlemek için yaklaşık 5 dakika bekleyin.
– 1 tatlı kaşığı bal ekleyerek tüketilebilir.
– Günde 2 veya 3 bardak tüketilebilir.

Not: Papatyaya alerjisi olan kişiler bu çayı içmemelidir.

5. Elma sirkesi

Elma sirkülasyonu, potasyum eksikliğinin neden olduğu yumurtalık kistlerini çözmede yardımcı olur.
– Bir elma suyundaki bir fincan sıcak suya bir çorba kaşığı eklenir.
– Bir çay kaşığı melas karışımı eklenir.
– Bu karışım günde 2 fincana kadar tüketilebilir.
– Bu karışım aynı zamanda şişkinlik ve adet kanaması dönemlerinde ortaya çıkan krampları gidermeye de yardımcı olur.

6. Zencefil suyu

Zencefil iltihabı azaltır ve güçlü bir anti-inflamatuar özelliğe sahiptir.
– Zencefil, iki kereviz sapı, yarım bardak elma suyu ve ananas suyu karıştırılır. Bu karışım kistlerin küçülmesine yardımcı olur.
– Günde 2 bardak iç.

Soğan kürü, yumurtalık kistlerine de uygulanabilir. Soğan suda kaynatılır ve her gün çay gibi içilmesi tavsiye edilir.

Yumurtalık Kistleri Nedenleri

Yumurtalık kistlerinin çoğu, adet döngüsünüzün bir sonucu olarak gelişir (fonksiyonel kistler). Diğer kist tipleri daha az yaygındır.

Yumurtalık kistlerinin çoğu, adet döngüsünüzün bir sonucu olarak gelişir (fonksiyonel kistler). Diğer kist tipleri daha az yaygındır.

Fonksiyonel kistler

Yumurtalıklarınız normalde her ay folikül adı verilen kist benzeri yapılar oluşturur. Foliküller, östrojen ve progesteron hormonlarını üretir ve yumurtladığınızda bir yumurtayı serbest bırakır.

Normal aylık folikül büyümeye devam ederse, fonksiyonel bir kist olarak bilinir. İki tip fonksiyonel kist vardır:

  • Foliküler kist. Adet döngüsünün orta noktası civarında bir yumurta folikülünden patlar ve fallop tüpünden aşağı doğru hareket eder. Bir foliküler kist folikülün yumurtasını kırmadığı veya yumurtlamadığı, ancak büyümeye devam ettiği zaman başlar.
  • Corpus luteum kisti. Bir folikül yumurtasını serbest bıraktığında, östrojen ve progesteron üretmeye başlar. Bu folikül şimdi corpus luteum denir. Bazen, sıvı folikül içinde birikerek corpus luteumun bir kiste dönüşmesine neden olur.

Fonksiyonel kistler genellikle zararsızdır, nadiren ağrıya neden olurlar ve sıklıkla iki veya üç adet adet periyodu içerisinde kendi başlarına kaybolurlar.

Diğer kistler

Adet döngüsünün normal fonksiyonu ile ilgili olmayan kist tipleri şunlardır:

  • Dermoid kistler. Teratomlar olarak da adlandırılır, bunlar embriyonik hücrelerden oluştukları için saç, deri veya dişler gibi bir doku içerebilir. Nadiren kanserli.
  • KİSTADENOM. Bunlar bir yumurtalık yüzeyinde gelişir ve sulu veya mukuslu bir materyalle doldurulabilir.
  • Endometrioma. Bunlar, uterusun endometriyal hücrelerinin uterusunuz dışında (endometriozis) büyüdüğü bir durumun sonucu olarak gelişir. Bazı dokular yumurtalıklarınıza yapışabilir ve bir büyüme oluşturabilir.

Dermoid kistler ve kistadenomlar, yumurtalıkların pozisyondan çıkmasına neden olarak büyük olabilir. Bu, yumurtalıklarınızın ovaryan torsiyon denen ağrılı büküm şansını arttırır. Yumurtalık torsiyonu ayrıca yumurtalık için kan akışını azaltmaya veya durdurmaya da neden olabilir.

Yumurtalık Kistleri Risk Faktörleri

Bir yumurtalık kisti geliştirme riskiniz şu şekilde yükselir:

  • Hormonal problemler. Bunlar, yumurtlamaya neden olmak için kullanılan doğurganlık ilacı klomifenini (Clomid) almayı içerir.
  • Gebelik. Bazen, yumurtladığınızda ortaya çıkan kist, hamileliğiniz boyunca yumurtalıklarınızda kalır.
  • Endometriozis. Bu durum uterusun dışında uterin endometrial hücrelerin büyümesine neden olur. Bazı dokular yumurtalıklarınıza yapışabilir ve bir büyüme oluşturabilir.
  • Şiddetli bir pelvik enfeksiyon. Enfeksiyon yumurtalıklara yayılırsa, kistlere neden olabilir.
  • Önceki bir yumurtalık kisti. Eğer bir tane olsaydı, muhtemelen daha fazla geliştirirsin.

Yumurtalık Kistleri Komplikasyonları

Bazı kadınlar, bir pelvik muayenede doktorun bulduğu daha az yaygın kist tipini geliştirir. Menopozdan sonra gelişen kistik ovaryan kitleler kanserli (malign) olabilir. Bu yüzden düzenli pelvik muayenelere sahip olmak önemlidir.

Yumurtalık kistleri ile ilişkili nadir komplikasyonlar şunlardır:

  • Yumurtalık torsiyonu. Büyüten kistler yumurtalıkların hareket etmesine yol açarak, yumurtalıklarınızın ağrılı büküm (yumurtalık torsiyonu) olasılığını artırabilir. Semptomlar şiddetli pelvik ağrı, mide bulantısı ve kusmanın aniden ortaya çıkmasını içerebilir. Yumurtalık torsiyonu ayrıca yumurtalıklara kan akışını azaltabilir veya durdurabilir.
  • Kopma. Kopan bir kist, şiddetli ağrıya ve iç kanamaya neden olabilir. Kist ne kadar büyükse, kopma riski de o kadar büyüktür. Vajinal ilişki gibi pelvisi etkileyen canlı aktivite de riski artırır.

Yumurtalık Kistlerini Önleme

Yumurtalık kistlerini önlemenin bir yolu olmamasına rağmen, düzenli pelvik muayeneler, yumurtalıklarınızdaki değişikliklerin mümkün olduğunca erken teşhis edilmesine yardımcı olur. Olağandışı adet belirtileri de dahil olmak üzere, aylık döngünüzdeki değişikliklere, özellikle birkaç döngüden daha uzun süren değişikliklere karşı uyanık olun. Sizi ilgilendiren değişiklikler hakkında doktorunuzla konuşun.

Burun Tıkanıklığına Doğal Çözümler

Burun tıkanıklığının açılması için en yaygın yöntemler tuzlu su ve mentoldür. Ancak burun tıkanıklığını açmak için bu iki yöntemden başka çözümler vardır. Burun tıkanıklığına ne iyi gelir? Şimdi size burun tıkanıklığına yönelik bitkisel çözümler dahil olmak üzere burun tıkanıklığına kesin ve doğal bir çözüm olabilecek alternatif çözümler hakkında bilgi vereceğiz. Bu şekilde, burun tıkanıklığını da ortadan kaldırabileceksiniz.

Burun Tıkanıklığından Kurtulmak İçin Ne Yapmalı?

  • Soğuk algınlığı, sinüzit veya nezle gibi sebepler ile oluşur.
  • Bu dönemde Sigara kullanımını azaltmak çabuk iyileşme sağlayacaktır.
  • Tıkanıklığı gidermek için burun spreyi kullanmak bağımlılık yaptığı için önerilmez.
  • Bu dönemde sıcak çorbalar, bol c vitamini ve bol su tüketimi tavsiye edilir. Ayrıca Nane Aromalı Çaylar çok faydalı olacaktır.

Burun Tıkanıklığı İçin  Doğal Çözümler

  • Okyanus suyu ( Tuzlu Su ) gelir. Tuzlu su Tıkanmış bir burun için iyi bir çözümdür.
  • Evinizde kendiniz 1 fincan suya 1/2 çay kaşığı tuz kullanarak
    hazırlayabilirsiniz. Tuzlu suyu biraz fazla yapıp gargara için kullanabilirsiniz.

Tuzlu su hem burun deliklerinizi açar, hem de sinüslerde oluşan bakterilerin önlenmesine de yardımcı olurlar.

Ayrıca Burun tıkanıklığından kurtulmak için

  • Sıcak havlu kompresi kullanabilirsiniz
  • Günde 3 ya da 5 kez yüzünüzü yakmayacak derecede sıcak havluyu
  • Yüzünüzde bekletin. (Ağzınız ve burnunuz açık kalacak şekilde) Sizi hem rahatlatır hem de burun tıkanıklığına yardımcı olur.

Burun tıkanıklığına kesin çözüm:

  • Ev içerisinde nemlendirme yapmaktır. Bunun içinde buhar makinesi kullanabilirsiniz.
  • Ayrıca, okaliptüs yağını kaynamış suya atmak suretiyle de buharı tedavi edebilirsiniz.

Sinüzitten Kurtulmak için;

  • Burun tıkanıklığı ve sinüzit kurtulmak için ne yapılmalı.
  • Kesinlikle biberiye yağı kullanmalılar. Ucuz olanı değil, bir tane almanızı öneririz.
  • Tıkanmış burunlar ve sinüzit için bitkisel bir çözümdür. Burun deliklerine sürülerek ve damlayarak kullanılır.